13 Mart 2025

English / Turkish Words - 1

🇬🇧 Carefully

🔊 ker-fı-li

🇹🇷 Dikkatlice, Özenle

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Please drive carefully. The roads are slippery.

(pliiz drayv ker-fı-li, dı ro-dz ar sli-pı-ri.)

Lütfen dikkatli sür, yollar kaygan.


B: Don’t worry, I’ll drive very carefully.

(dont vör-i, ayl drayv ve-ri ker-fı-li.)

Endişelenme, çok dikkatli süreceğim.

2____________________________________________

🇬🇧 Tip

📢 tip

🇹🇷 bahşiş, ipucu, tüyo

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Did you leave a tip for the waitress?

(did yu liiv e tip for dı veytrıs?)

Garson kıza bahşiş bıraktın mı?


B: Yes, she was very friendly.

(yes, şi vaz veri frendli.)

Evet, çok cana yakındı.


3____________________________________________

🇬🇧 Fill out the form

🔊 fil aut dı form

🇹🇷 Formu doldurmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you help me fill out the form?

(ken yu help mi fil aut dı form?)

Formu doldurmama yardım edebilir misin?


B: Of course, let’s fill out the form together.

(of kors, lets fil aut dı form tı-ge-dhır.)

Tabii ki, formu birlikte dolduralım.


 4____________________________________________

🇬🇧 Order

📢 or-dır

🇹🇷 sipariş vermek, sipariş etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Did you order anything online yesterday?

(did yu or-dır eni-ting onlayn yestırdey?)

Dün internetten bir şey sipariş ettin mi?


B: Yes, I ordered a new laptop.

(yes, ayd or-dırd e nyu leptap.)

Evet, yeni bir dizüstü bilgisayar sipariş ettim.


5____________________________________________

🇬🇧 Receive

📢 ri-siiv

🇹🇷 almak, teslim almak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Did you receive my email this morning?

(did yu ri-siiv may iimeyl dis mornin?)

Bu sabah e-postamı aldın mı?


B: Yes, I’ll reply as soon as possible.

(yes, ayl ri-play ez suun ez pasıbıl.)

Evet, mümkün olan en kısa sürede cevaplayacağım.


6____________________________________________

🇬🇧 Give up

📢 giv ap

🇹🇷 pes etmek, bırakmak, vazgeçmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: This exercise is so hard; I think I’ll give up.

(dis eksırsayz iz so hard; ay tink ayl giv ap.)

Bu alıştırma çok zor; sanırım pes edeceğim.


B: Don’t give up! You’re almost finished.

(dont giv ap! yor olmoust finişt.)

Pes etme! Neredeyse bitirdin.


7____________________________________________

🇬🇧 Look up

📢 luk ap

🇹🇷 (sözlükten, kitaptan veya internetten) bakmak, araştırmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I don’t understand this word. Can you look it up for me?

(ay dont andırstend dis vörd. ken yu luk it ap for mi?)

Bu kelimeyi anlamıyorum. Benim için sözlükten bakar mısın?


B: Sure, just a moment.

(şuır, cast e momınt.)

Tabii, bir saniye.


8____________________________________________

🇬🇧 It’s up to you

📢 its ap tu yu

🇹🇷 sana kalmış, sen bilirsin, karar senin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Should we go out or stay home tonight?

(şud wi go aut or stey hom tınayt?)

Bu gece dışarı mı çıksak, evde mi kalsak?


B: It’s up to you; I don’t mind either way.

(its ap tu yu; ay dont maynd idır vey.)

Sana kalmış; benim için ikisi de fark etmez.


9____________________________________________

🇬🇧 Seaside holiday

📢 sii-sayd ho-lı-dey

🇹🇷 deniz kenarı tatili

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: We’re planning a seaside holiday next month. Do you want to join us?

(wiır plenin e sii-sayd ho-lı-dey nekst manth. du yu vant tu coyn as?)

Gelecek ay deniz kenarında tatil planlıyoruz. Bize katılmak ister misin?


B: Sounds great! Count me in.

(saunds greyt! kaunt mi in.)

Harika fikir! Ben de varım.


10___________________________________________

🇬🇧 Why don’t you…? 

📢 vay dont yu

🇹🇷 neden …mıyorsun?, … yapsana (öneride bulunurken kullanılır)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: You look tired; why don’t you take a short break?

(yu luk tayırd, vay dont yu teyk e şort breyk?)

Yorgun görünüyorsun; neden kısa bir ara vermiyorsun?


B: You’re right, maybe I should rest a little.

(yor rayt, meybi ay şud rest e şort breyk.)

Haklısın, belki biraz dinlenmeliyim.


10____________________________________________

🇬🇧 As soon as possible

📢 ez suun ez pasıbıl

🇹🇷 mümkün olan en kısa zamanda, mümkün olduğunca çabuk

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Please send me the documents as soon as possible.

(pliiz send mi dı daküments ez suun ez pasıbıl.)

Belgeleri mümkün olan en kısa zamanda gönder lütfen.


B: I’ll send them to you right away.

(ayıl send dem tu yu rayt ıvey.)

Hemen gönderiyorum.


11____________________________________________

🇬🇧 Careful

📢 ker-fıl

🇹🇷 dikkatli, özenli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Be very careful when crossing the street; traffic is heavy here.

(bi veri ker-fıl ven krosing dı striit; trefik iz hevi hiır.)

Karşıdan karşıya geçerken çok dikkatli ol; burada trafik yoğun.


B: Okay, I’ll watch out.

(okey, ayl vaç aut.)

Tamam, dikkat edeceğim.


12____________________________________________

🇬🇧 Helpful

📢 help-fıl

🇹🇷 yardımcı, faydalı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Your advice was very helpful, thank you.

(yor advays vaz veri help-fıl.)

Tavsiyen çok faydalı oldu, teşekkür ederim.


B: You’re welcome! I’m glad I could help.

(yor rayt, aym gled ay kud help.)

Rica ederim, yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.


13____________________________________________

🇬🇧 Jealous

📢 ce-lıs

🇹🇷 kıskanç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: My brother is always jealous of my success.

(may bradır iz olveys ce-lıs ov may sukses.)

Kardeşim sürekli benim başarılarımı kıskanıyor.


B: Maybe he admires you secretly.

(meybi hi edmayırs yu sikrıtli.)

Belki seni gizlice takdir ediyordur.


14____________________________________________

🇬🇧 Hard-working

📢 hard vör-kin

🇹🇷 çalışkan

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: She’s very hard-working; she always finishes her projects early.

(şi iz hard vör-kin; şi olveys finişiz hör projekts örli.)

O çok çalışkan, projelerini hep erkenden bitiriyor.


B: Yes, everyone appreciates her effort.

(yes, evri-van eprişiyeyts hör efırt.)

Evet, herkes onun çabasını takdir ediyor.


15____________________________________________

🇬🇧 Available

📢 a-vey-lı-bıl

🇹🇷 müsait, uygun, mevcut

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Is the manager available right now?

(iz dı menıcır a-vey-lı-bıl rayt nau?)

Müdür şu anda müsait mi?


B: Yes, she’s in her office.

(yes şi iz in hör ofis rayt nau.)

Evet, şu an ofisinde.


16____________________________________________ 

🇬🇧 Generous

📢 ce-nı-rıs

🇹🇷 cömert, eli açık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: He is very generous; he always buys gifts for his friends.

(hi iz ce-nı-rıs; hi olveys bays gifts for hiz frends.)

O çok cömert, arkadaşlarına hep hediyeler alır.


B: You’re right, he has a kind heart.

(yor rayt, hi hez e kaynd hart.)

Haklısın, onun iyi bir kalbi var.


17____________________________________________

🇬🇧 Selfish

📢 sel-fiş

🇹🇷 bencil

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: He’s so selfish; he never shares anything.

(hi iz so sel-fiş; hi nevır şeırs eni-ting.)

O çok bencil, hiçbir şeyi paylaşmıyor.


B: I agree. It’s hard to be friends with him.

(ay egrii. its hard tu bi frends vit him.)

Katılıyorum. Onunla arkadaş olmak zor.


18____________________________________________

🇬🇧 Again

📢 ı-gen

🇹🇷 tekrar, yeniden, bir daha

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Sorry, could you say that again, please?

(sori, kud yu sey det ı-gen pliiz?)

Özür dilerim, bunu tekrar söyler misin lütfen?


B: Of course. Let me repeat it for you.

(of kors. aym goin tu ripiit det.)

Tabii, tekrar söylüyorum.


19____________________________________________

🇬🇧 Calm

📢 kaam

🇹🇷 sakin, sakinlik

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Try to stay calm; everything will be okay.

(tıray tu stey kaam; evri-ting vil bi okey.)

Sakin kalmaya çalış; her şey iyi olacak.


B: You’re right, I just feel nervous.

(yor rayt; ay fel nörvıs.)

Haklısın, sadece biraz gerginim.


20____________________________________________

🇬🇧 Aggressive

🔊 ag-re-siv

🇹🇷 Saldırgan, Agresif

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why did he become so aggressive during the discussion?

(vay did hi bi-kam so ag-re-siv du-ring dı dis-kaş-ın?)

Tartışma sırasında neden bu kadar agresifleşti?


B: I don’t know, but he’s not usually that aggressive.

(ay dont nov, bat hi iz nat yuu-cı-li det ag-re-siv.)

Bilmiyorum, ama genellikle o kadar agresif değildir.


21____________________________________________

🇬🇧 Clever

📢 kı-le-vır

🇹🇷 zeki, akıllı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: That was a very clever idea you had yesterday.

(det vaz e kı-le-vır aydiı yu hed yestırdey.)

Dün söylediğin fikir çok zekiceydi.


B: Thanks! I’m glad you liked it.

(tenks! aym gled yu laykt it.)

Teşekkürler! Beğenmene sevindim.


22____________________________________________

🇬🇧 Intelligent

📢 in-te-li-cınt

🇹🇷 zeki, akıllı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: My sister is very intelligent; she always gets high grades.

(may sistır iz veri in-te-li-cınt; şi ol-veyz gets hay greyds.)

Kız kardeşim çok zeki; hep yüksek notlar alıyor.


B: Yes, she’s really good at studying.

(yes, şi iz ri-ı-li gud et stadiyink.)

Evet, derslerde gerçekten çok iyi.


23____________________________________________

🇬🇧 Responsible

🔊 ris-pan-sı-bıl

🇹🇷 Sorumlu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Who is responsible for this project?

(hu iz ris-pan-sı-bıl for dis pra-cekt?)

Bu projeden kim sorumlu?


B: Volkan is the person responsible for it.

(se-rı iz dı pör-sın ris-pan-sı-bıl for it.)

Bundan sorumlu kişi Volkan.


24____________________________________________

🇬🇧 Sociable

📢 so-şı-bıl

🇹🇷 sosyal, girişken, sıcakkanlı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Emily is very sociable; she easily makes new friends everywhere.

(emili iz veri so-şı-bıl; şi olveyz meyks nyu frends.)

Emily çok sıcakkanlı, her yerde kolayca yeni arkadaşlar ediniyor.


B: Yes, I admire her confidence.

(yes, ay ed-mayır hör kan-fidıns.)

Evet, onun özgüvenine hayranım.


25____________________________________________

🇬🇧 Clean

📢 kliin

🇹🇷 temiz, temizlemek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Could you help me clean the kitchen after dinner?

(kud yu help mi kliin dı kiçın aftır dinır?)

Akşam yemeğinden sonra mutfağı temizlememe yardım eder misin?


B: Sure, no problem!

(şuır, no prablım!)

Tabii, hiç sorun değil!


26____________________________________________

🇬🇧 Dirty

📢 dör-di

🇹🇷 kirli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Your hands are dirty; you should wash them.

(yor hends ar dör-di; yu şud vaş dem.)

Ellerin kirli, onları yıkamalısın.


B: You’re right, I’ll do it right now.

(yor rayt, ayl du it rayt nau.)

Haklısın, hemen yapıyorum.


27____________________________________________

🇬🇧 Serious

📢 si-ri-yıs

🇹🇷 ciddi, ağırbaşlı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Are you serious about moving to another city?

(ar yu si-ri-yıs a-baut muv-in tu en-adır si-ti?)

Başka bir şehre taşınma konusunda ciddi misin?


B: Yes, I’m planning to move next month.

(yes, aym plenin nekst manth.)

Evet, önümüzdeki ay taşınmayı planlıyorum.


28____________________________________________

🇬🇧 Noisy

📢 noy-zi

🇹🇷 gürültülü, sesli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: It’s so noisy here; can we go somewhere quieter?

(its so noy-zi hiır; ken wi go sam-ver kuay-ıtır?)

Burası çok gürültülü; daha sessiz bir yere gidebilir miyiz?


B: Good idea, let’s move to another café.

(gud aydiı, lets muuv tu enadır kafe.)

İyi fikir, başka bir kafeye geçelim.


29____________________________________________

🇬🇧 Thoughtful

📢 that-fıl

🇹🇷 düşünceli, anlayışlı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Thank you for the gift; you’re always so thoughtful.

(tenk yu for dı gift; yor ol-veys so that-fıl.)

Hediye için teşekkür ederim; her zaman çok düşüncelisin.


B: You’re welcome! I’m glad you liked it.

(yor vel-kım! aym gled yu laykt it.)

Rica ederim! Beğenmene sevindim.


30____________________________________________

🇬🇧 Excited

📢 ek-say-tid

🇹🇷 heyecanlı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m so excited about my trip to Italy next week!

(aym so ek-say-tıd a-baut may trip tu itıli nekst viik!)

Gelecek haftaki İtalya seyahatim için çok heyecanlıyım!


B: That sounds amazing! Take lots of photos.

(det saunds a-meyzing! teyk lats ov fo-tos.)

Kulağa harika geliyor! Bol bol fotoğraf çek.


31____________________________________________

🇬🇧 Afraid

📢 afreyd

🇹🇷 korkmuş, korkmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Are you afraid of flying?

(ar yu afreyd ov fı-layın?)

Uçmaktan korkuyor musun?


B: Yes, a little, especially during turbulence.

(yes, e lidıl, es-peşı-li du-ring tör-byu-lıns.)

Evet, biraz, özellikle türbülans sırasında.


32____________________________________________

🇬🇧 Scared

📢 skeerd

🇹🇷 korkmuş, ürkmüş, korkmak, ürkmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: You look scared. Is something wrong?

(yu luk skeerd. iz sam-ting rong?)

Korkmuş görünüyorsun. Bir şey mi oldu?


B: I thought I heard a strange noise outside.

(ay tat ay hörd e streync noyz aut-sayd.)

Dışarıda tuhaf bir ses duyduğumu sandım.


33____________________________________________

🇬🇧 Shy

📢 şay

🇹🇷 utangaç, çekingen, ürkek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Sarah is very shy; she rarely speaks in public.

(sera iz veri şay; şi rer-li spiiks in pab-lik.)

Sarah çok utangaç; toplum içinde nadiren konuşur.


B: Yes, but she’s actually very nice when you get to know her.

(yes, bat şi iz ek-çı-li veri nays ven yu get tu nov hör.)

Evet, ama aslında onu tanıyınca çok tatlı biri.


34____________________________________________

🇬🇧 Neighbor

📢 ney-bır

🇹🇷 komşu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: My neighbor offered to help me fix my car.

(may ney-bır ofırd tu help mi fiks may kar.)

Komşum arabamı tamir etmeme yardım etmeyi teklif etti.


B: That’s very kind of him!

(dets veri kaynd ov him.)

Çok nazikmiş!


35____________________________________________

🇬🇧 Neighborhood

📢 ney-bır-hud

🇹🇷 mahalle, semt, çevre

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: There’s a nice park in our neighborhood.

(derz e nays park in aur ney-bır-hud.)

Mahallemizde güzel bir park var.


B: Yes, I often take walks there in the evening.

(yes, ay of-ın teyk voks der in dı iv-ning.)

Evet, akşamları sık sık orada yürüyüş yaparım.


36____________________________________________

🇬🇧 Pants

📢 pents

🇹🇷 pantolon

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I need to buy new pants; these don’t fit me anymore.

(ay niid tu bay nyu pents; diiz dont fit mi eni-mor.)

Yeni pantolon almam gerekiyor; bunlar artık bana olmuyor.


B: Let’s go shopping tomorrow, then.

(lets go şo-ping tı-mo-rou den.)

O zaman yarın alışverişe gidelim.


37____________________________________________

🇬🇧 Socks

📢 saks

🇹🇷 çoraplar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you seen my blue socks? I can’t find them anywhere.

(hev yu siin may blu saks? ay kent faynd dem eni-ver.)

Mavi çoraplarımı gördün mü? Hiçbir yerde bulamıyorum.


B: I think they’re in the laundry basket.

(ay tink deyır in dı lon-dri bes-kıt.)

Sanırım çamaşır sepetindeler.


38____________________________________________

🇬🇧 Suit

📢 suut

🇹🇷 takım elbise

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Are you going to wear a suit to the wedding?

(ar yu goin tu veır e suut tu dı veding?)

Düğüne takım elbise mi giyeceksin?


B: Yes, it’s a formal event.

(yes, its e formıl i-vent.)

Evet, resmi bir etkinlik.


39____________________________________________

🇬🇧 Slipper

📢 sli-pır

🇹🇷 terlik (tek bir tane)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I can’t find my other slipper. Have you seen it anywhere?

(ay kent faynd may adır sli-pır. hev yu siin it eni-ver?)

Diğer terliğimi bulamıyorum. Onu herhangi bir yerde gördün mü?


B: It’s under the bed, I think.

(its an-dır dı bed, ay tink.)

Sanırım yatağın altında.


40____________________________________________

🇬🇧 Coat

📢 kout

🇹🇷 palto, kaban, mont

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: It’s cold outside; don’t forget your coat.

(its kold aut-sayd; dont förget yor kout.)

Dışarısı soğuk, paltonu unutma.


B: Thanks for reminding me!

(tenks for rimaynding mi!)

Hatırlattığın için teşekkür ederim!


41____________________________________________

🇬🇧 Fins

🔊 finz

🇹🇷 Yüzgeçler, Paletler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why are you wearing fins at the beach?

(vay ar yu ver-ing finz et dı biiç?)

Plajda neden palet giyiyorsun?


B: It’s easier to swim with fins.

(its ii-zi-ır tu svim vit finz.)

Paletlerle yüzmek daha kolay oluyor.


42____________________________________________

🇬🇧 Gloves

📢 glavz

🇹🇷 eldivenler (bir çift)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: It’s freezing today; you should wear your gloves.

(its fri-zing tı-dey; yu şud veır yor glavz.)

Bugün hava dondurucu; eldivenlerini giymelisin.


B: You’re right, I’ll put them on now.

(yor rayt, ayl put dem an nau.)

Haklısın, şimdi giyeceğim onları.


43____________________________________________

🇬🇧 Hat

📢 het

🇹🇷 şapka

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: That’s a nice hat; it suits you.

(dets e nays het; it suuts yu.)

Güzel bir şapka; sana yakışmış.


B: Thank you! I bought it yesterday.

(tenk yu! ay bat it yes-tır-dey.)

Teşekkür ederim! Dün aldım.


44____________________________________________

🇬🇧 Cap

📢 kep

🇹🇷 kep, şapka (özellikle spor tarzı, siperlikli şapka)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Could I borrow your cap for today’s match?

(kud ay barou yor kep for tı-deyz meç?)

Bugünkü maç için şapkanı ödünç alabilir miyim?


B: Sure, take it. It’s on my desk.

(şuır, teyk it. its an may desk.)

Tabii, alabilirsin. Masamın üstünde.


45____________________________________________

🇬🇧 Sweater

📢 sve-dır

🇹🇷 kazak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Your sweater looks warm and cozy. Where did you buy it?

(yor sve-dır luks vorm end ko-zi. ver did yu bay it?)

Kazağın sıcak ve rahat görünüyor. Nereden aldın?


B: Thanks! I got it from the mall last weekend.

(tenks! ay gat it fram dı mol lest viikend.)

Teşekkürler! Geçen hafta sonu alışveriş merkezinden aldım.


46____________________________________________

🇬🇧 Tie

📢 tay

🇹🇷 kravat

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Could you help me choose a tie for the meeting tomorrow?

(kud yu help mi çuz e tay for dı mi-ting tı-ma-rou?)

Yarınki toplantı için kravat seçmeme yardımcı olabilir misin?


B: Sure! How about this blue one?

(şuır! hau a-baut dis blu van?)

Tabii! Bu mavi olana ne dersin?


47____________________________________________

🇬🇧 Trousers

📢 trau-zırz

🇹🇷 pantolon

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: These trousers are too long; I need to shorten them.

(diiz trau-zırz ar tu long; ay niid tu şor-tın dem.)

Bu pantolon çok uzun; onu kısaltmam gerekiyor.


B: There’s a tailor down the street who can help you.

(derz e tey-lır daun dı striit hu ken help yu.)

Caddenin aşağısında sana yardımcı olabilecek bir terzi var.


48____________________________________________

🇬🇧 High heels

📢 hay hiılz

🇹🇷 yüksek topuklu ayakkabılar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I can’t walk comfortably in these high heels.

(ay kent vok kamf-tır-bli in diiz hay hiılz.)

Bu yüksek topuklu ayakkabılarla rahat yürüyemiyorum.


B: Maybe you should wear flat shoes instead.

(mey-bi yu şud veır flet şuz in-sted.)

Belki yerine düz ayakkabı giymelisin.


49____________________________________________

🇬🇧 Scarf

📢 skarf

🇹🇷 atkı, eşarp

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: It’s really cold; you should wear your scarf.

(its ri-ı-li kold; yu şud veır yor skarf.)

Hava gerçekten soğuk; atkını takmalısın.


B: You’re right, I’ll put it on before leaving.

(yor rayt, ayl put it an bi-for li-ving.)

Haklısın, çıkmadan önce takacağım.


50____________________________________________

🇬🇧 Boots

📢 buuts

🇹🇷 botlar, çizmeler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Your boots look perfect for rainy weather. Where did you buy them?

(yor buuts luk pör-fekt for rey-ni ve-dır. ver did yu bay dem?)

Botların yağmurlu havaya çok uygun görünüyor. Nereden aldın?


B: From a shop downtown. They’re waterproof!

(fram e şap daun-taun. deyır vo-tır-pruf!)

Şehir merkezindeki bir mağazadan aldım. Su geçirmiyorlar!


51____________________________________________

🇬🇧 Flip-flops

📢 flip-flaps

🇹🇷 parmak arası terlik

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Don’t forget your flip-flops; we’ll go to the beach today.

(dont för-get yor flip-flaps; wiıl go tu dı biiç tı-dey.)

Parmak arası terliklerini unutma; bugün plaja gideceğiz.


B: Good reminder! I’ll get them now.

(gud ri-mayn-dır! ayl get dem nau.)

İyi hatırlattın! Şimdi alıyorum onları.


52____________________________________________

🇬🇧 Belt

📢 belt

🇹🇷 kemer

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I think I need a new belt; this one is worn out.

(ay tink ay niid e nyu belt; dis van iz vorn aut.)

Sanırım yeni bir kemere ihtiyacım var; bu eskidi.


B: There’s a sale at the store nearby; let’s check it out.

(derz e seyl et dı stor niır-bay; lets çek it aut.)

Yakındaki mağazada indirim var; gidip bakalım.


53____________________________________________

🇬🇧 Underpants

📢 an-dır-pents

🇹🇷 külot, iç çamaşırı (erkek için)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I bought some new underpants yesterday. They’re really comfortable.

(ay bat sam nyu an-dır-pents yes-tır-dey. deyr ri-ı-li kamf-tır-bıl.)

Dün birkaç tane yeni iç çamaşırı aldım. Gerçekten rahatlar.


B: That’s great! Where did you get them from?

(dets greyt! ver did yu get dem fram?)

Harika! Onları nereden aldın?


54____________________________________________

🇬🇧 Raincoat

📢 reyn-kout

🇹🇷 yağmurluk

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: It looks like rain. Don’t forget your raincoat.

(it luks layk reyn. dont förget yor reyn-kout.)

Yağmur yağacağa benziyor. Yağmurluğunu unutma.


B: You’re right, I’ll take it with me.

(yor rayt, ayl teyk it vit mi.)

Haklısın, yanıma alacağım.


55____________________________________________

🇬🇧 Sunglasses

📢 san-gı-la-sız

🇹🇷 güneş gözlüğü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: The sun is very bright; you should put on your sunglasses.

(dı san iz veri brayt; yu şud put an yor san-gı-la-sız.)

Güneş çok parlak; güneş gözlüğünü takmalısın.


B: Yes, it’s difficult to see without them.

(yes, its di-fi-kılt tu sii vit-aut dem.)

Evet, onlar olmadan görmek zor oluyor.


56____________________________________________

🇬🇧 Gardening

📢 gar-dı-ning

🇹🇷 bahçıvanlık, bahçe işleri yapmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I started gardening recently; it’s very relaxing.

(ay star-tıd gar-dı-ning ri-sınt-li; its ve-ri ri-lek-sing.)

Son zamanlarda bahçe işleri yapmaya başladım; çok rahatlatıcı.


B: That’s nice! What plants are you growing?

(dets nays! vat plents ar yu gro-ing?)

Ne güzel! Hangi bitkileri yetiştiriyorsun?


57____________________________________________

🇬🇧 My turn

📢 may törn

🇹🇷 benim sıram

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: You’ve finished your presentation; it’s my turn now.

(yuv finişt yor pre-zın-tey-şın; its may törn nau.)

Sen sunumunu bitirdin; şimdi benim sıram.


B: Good luck! I’m sure you’ll do great.

(gud lak! aym şuur yuıl du greyt.)

İyi şanslar! Eminim harika yapacaksın.


58____________________________________________

🇬🇧 Cultural trip

📢 kal-çı-rıl trip

🇹🇷 kültürel gezi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Our school is organizing a cultural trip to Italy next month.

(aur skuul iz or-gı-nay-zing e kal-çı-rıl trip tu i-tı-li nekst manth.)

Okulumuz gelecek ay İtalya’ya kültürel gezi düzenliyor.


B: That’s exciting! Are you going to join?

(dets ek-say-ting! ar yu go-ing tu coyn?)

Heyecan verici! Katılacak mısın?


59____________________________________________

🇬🇧 Walk the dog

📢 vok dı dog

🇹🇷 köpeği gezdirmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m going to walk the dog; do you want to come with me?

(aym go-ing tu vok dı dog; du yu vant tu kam vit mi?)

Köpeği gezdirmeye çıkıyorum, benimle gelmek ister misin?


B: Sure! Let me get my jacket first.

(şuır! let mi get may ce-kıt först.)

Tabii! Önce ceketimi alayım.


60____________________________________________

🇬🇧 I am fond of

📢 ay em fond ov

🇹🇷 …ya düşkünüm, …yı çok seviyorum

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m fond of playing basketball; I practice every weekend.

(ay em fond ov pı-ley-ing bes-kıt-bol; ay prek-tis ev-ri viik-end.)

Basketbol oynamaya çok düşkünüm; her hafta sonu antrenman yapıyorum.


B: Really? Maybe I can join you sometime.

(ri-ı-li? mey-bi ay ken coyn yu sam-taym.)

Gerçekten mi? Belki bir gün sana katılabilirim.


61____________________________________________

🇬🇧 Easy

📢 ii-zi

🇹🇷 kolay, basit

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: The exam was very easy; I finished early.

(dı ig-zem vaz ve-ri ii-zi; ay fi-nişt ör-li.)

Sınav çok kolaydı; erken bitirdim.


B: You’re lucky; it was difficult for me.

(yor la-ki; it vaz di-fi-kılt for mi.)

Şanslısın; benim için zordu.


62____________________________________________

🇬🇧 Difficult

📢 di-fi-kılt

🇹🇷 zor, güç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: The homework was quite difficult; I spent hours doing it.

(dı hom-vörk vaz kuayt di-fi-kılt; ay spent au-ırs du-ing it.)

Ödev oldukça zordu; yapmak için saatler harcadım.


B: I agree, but it helped me learn a lot.

(ay eg-ri, bat it helpt mi lörn e lat.)

Katılıyorum, ama çok şey öğrenmeme yardımcı oldu.


63____________________________________________

🇬🇧 Here you go

📢 hiır yu go

🇹🇷 İşte buyurun, buyurun (bir şey verirken kullanılır)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Could you pass me the salt, please?

(kud yu pes mi dı solt pliiz?)

Tuzu uzatabilir misin lütfen?


B: Here you go.

(hiır yu go.)

İşte buyur.


64____________________________________________

🇬🇧 Here you go again

📢 hiır yu go ı-gen

🇹🇷 İşte yine başladın, yine başladın (şikâyet veya sitem anlamında kullanılır)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Here you go again, complaining about the same thing!

(hiır yu go ı-gen, kım-pley-ning e-baut dı seym ting!)

İşte yine başladın, aynı şeyden şikâyet ediyorsun!


B: Sorry, it just really bothers me.

(sa-ri, ay cant help it. it ri-ı-li badırs mi.)

Üzgünüm, elimde değil. Bu konu beni rahatsız ediyor.


65____________________________________________

🇬🇧 Run away

📢 ran a-vey

🇹🇷 kaçmak, kaçıp gitmek

Genellikle bir yerden korkarak, aceleyle, ya da izinsiz uzaklaşmak anlamındadır.

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Why did you run away when you saw me?

(vay did yu ran a-vey ven yu soo mi?)

Beni gördüğünde neden kaçtın?


B: I didn’t recognize you at first!

(ay didınt re-kıg-nayz yu et först!)

İlk başta seni tanımadım!


66____________________________________________

🇬🇧 Little ones

📢 li-dıl wanz

🇹🇷 küçükler, çocuklar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Don’t speak loudly; the little ones are sleeping.

(dont spiik laud-li; dı li-tıl wanz ar sli-ping.)

Yüksek sesle konuşma; küçükler uyuyor.


B: Sorry, I’ll be quieter.

(sa-ri, ayl bi kuay-ı-tır.)

Üzgünüm, daha sessiz olacağım.


67____________________________________________

🇬🇧 Backpacking trip

📢 bek-pe-king trip

🇹🇷 sırt çantasıyla yapılan seyahat

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m planning a backpacking trip across Europe next summer.

(aym ple-ning e bek-pe-king trip e-kros yu-rıp nekst sa-mır.)

Gelecek yaz Avrupa’yı kapsayan sırt çantasıyla bir seyahat planlıyorum.


B: That sounds exciting! Which countries will you visit?

(det saunds ek-say-ting! viç kan-triz wil yu vi-zit?)

Heyecan verici geliyor! Hangi ülkeleri gezeceksin?


68____________________________________________

🇬🇧 Photography

📢 fo-tog-ra-fi

🇹🇷 fotoğrafçılık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’ve taken a photography course to improve my skills.

(ayv tey-kın e fo-tog-ra-fi kors tu im-pruuv may skils.)

Yeteneklerimi geliştirmek için fotoğrafçılık kursuna katıldım.


B: That sounds interesting. Have you learned useful techniques?

(det saunds in-trıs-ting. hev yu lörnd yuus-fıl tek-niiks?)

Kulağa ilginç geliyor. Faydalı teknikler öğrendin mi?


69____________________________________________

🇬🇧 I am crazy about

📢 ay em krey-zi e-baut

🇹🇷 …ya bayılıyorum, … için deli oluyorum, …ya çok düşkünüm

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I am crazy about Italian food; especially pizza.

(ay em krey-zi e-baut i-te-li-yın fuud; es-pe-şı-li pit-za.)

İtalyan yemeklerine bayılıyorum; özellikle pizzaya.


B: Me too! I could eat it every day.

(mi tu! ay kud iit it ev-ri dey.)

Ben de! Her gün yiyebilirim.


70____________________________________________

🇬🇧 It is for adults only

📢 it iz for e-dılts on-li

🇹🇷 sadece yetişkinler içindir

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Can my little brother come to the event tonight?

(ken may litıl bradır kam tu dı i-vent tı-nayt?)

Küçük kardeşim bu akşamki etkinliğe gelebilir mi?


B: Sorry, it is for adults only.

(so-ri, it iz for e-dılts on-li.)

Üzgünüm, sadece yetişkinler için.


71____________________________________________

🇬🇧 There we go

📢 der wi go

🇹🇷 İşte oldu, işte bu, tamamdır, Buyur, al bakalım! (Bir şeyi verirken)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Can you help me open this bottle?

(ken yu help mi o-pın dis ba-dıl?)

Bu şişeyi açmama yardım eder misin?


B: There we go, it’s open now.

(der wi go, its o-pın nau.)

İşte oldu, şimdi açıldı.


72____________________________________________

🇬🇧 Don’t be angry

📢 dont bi engri

🇹🇷 kızma, sinirlenme

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m sorry I’m late, please don’t be angry.

(aym sa-ri aym leyt, pliiz dont bi engri.)

Geç kaldığım için üzgünüm, lütfen kızma.


B: It’s okay; just try to come on time next time.

(its okey; cast çıray tu bi an taym nekst taym.)

Sorun değil, ama bir dahakine zamanında gelmeye çalış.


73____________________________________________

🇬🇧 How is it going?

📢 hau iz it go-in

🇹🇷 Nasıl gidiyor?, Nasılsın?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Hey John, how is it going?

(hey can, hau iz it go-in?)

Selam John, nasıl gidiyor?


B: Pretty good, thanks. How about you?

(pri-ti gud, tenks. hau e-baut yu?)

Oldukça iyi, teşekkürler. Ya sen?


74____________________________________________

🇬🇧 No pets allowed

📢 no pets e-laud

🇹🇷 Evcil hayvan giremez

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Can I enter the park with my cat?

(ken ay en-tır dı park vit may ket?)

Kedimle parka girebilir miyim?


B: I’m sorry, no pets allowed.

(aym sa-ri, no pets e-laud.)

Üzgünüm, evcil hayvan giremez.


75____________________________________________

🇬🇧 Prepare

📢 pri-per

🇹🇷 hazırlamak, hazırlanmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Did you prepare your speech for the event tonight?

(did yu pri-per yor spiiç for dı i-vent tı-nayt?)

Bu akşamki etkinlik için konuşmanı hazırladın mı?


B: Yes, I practiced it several times.

(yes, ay prek-tist it sev-rıl taymz.)

Evet, birkaç kez pratik yaptım.


76____________________________________________

🇬🇧 Prefer

📢 pri-för

🇹🇷 tercih etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Would you prefer going out or staying home tonight?

(vuc yu pri-för go-ing aut or stey-ing hom tı-nayt?)

Bu gece dışarı çıkmayı mı yoksa evde kalmayı mı tercih edersin?


B: I’d prefer to stay home and rest.

(ayd pri-för tu stey hom end rest.)

Evde kalıp dinlenmeyi tercih ederim.


77____________________________________________

🇬🇧 Different

📢 dif-rınt

🇹🇷 farklı, değişik

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Your opinion is very different from mine.

(yor o-pi-nyın iz ve-ri dif-rınt fram mayn.)

Senin fikrin benimkinden çok farklı.


B: Yes, but we can still discuss it.

(yes, bat wi ken stil dis-kas it.)

Evet, ama yine de bunu tartışabiliriz.


78____________________________________________

🇬🇧 Alone

📢 a-lon

🇹🇷 yalnız, tek başına

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Do you like traveling alone or with friends?

(du yu layk tre-vı-ling a-lon or vit frends?)

Tek başına mı yoksa arkadaşlarınla mı seyahat etmeyi seversin?


B: I prefer traveling alone; it gives me more freedom.

(ay pri-för tre-vı-ling a-lon; it givz mi mor fri-dım.)

Tek başıma seyahat etmeyi tercih ederim; bana daha fazla özgürlük veriyor.


79____________________________________________

🇬🇧 Along

📢 a-long

🇹🇷 boyunca, süresince, birlikte

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Let’s take a walk along the beach this evening.

(lets teyk e vok a-long dı biiç dis iv-ning.)

Bu akşam sahil boyunca yürüyüş yapalım.


B: Great idea! I love evening walks.

(greyt ay-di-ı! ay lav iv-ning voks.)

Harika fikir! Akşam yürüyüşlerine bayılırım.


80____________________________________________

🇬🇧 Need

📢 niid

🇹🇷 ihtiyaç duymak, gereksinim

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Do you need any help with your homework?

(du yu niid e-ni help vit yor hom-vörk?)

Ödevinde yardıma ihtiyacın var mı?


B: Yes, please. It’s a bit difficult.

(yes, pliiz. its e bit di-fi-kılt.)

Evet, lütfen. Biraz zor.


81____________________________________________

🇬🇧 Near

📢 niır

🇹🇷 yakın, yakında

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Is there a supermarket near your house?

(iz der e su-pır-mar-kıt niır yor haus?)

Evinizin yakınında bir süpermarket var mı?


B: Yes, it’s just around the corner.

(yes, its cast e-raund dı kor-nır.)

Evet, hemen köşede.


82____________________________________________

🇬🇧 Once

📢 vans

🇹🇷 bir kere, bir kez, bir defa

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you ever visited Paris?

(hev yu ev-ır vi-zi-tıd pe-ris?)

Hiç Paris’i ziyaret ettin mi?


B: Yes, but only once, two years ago.

(yes, ay vi-zi-tıd vans, tu yiırs e-go.)

Evet, bir kez gitmiştim, iki yıl önce.


83____________________________________________

🇬🇧 Twice

📢 tuvays

🇹🇷 iki kere, iki kez

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you ever been to Paris?

(hev yu evır bin tu pe-ris?)


B: Yes, I’ve been there twice. It’s a beautiful city.

(yes, ayv bin der tuvays. its e bi-yu-tı-fıl si-ti.)

Evet, oraya iki kez gittim. Çok güzel bir şehir.


84____________________________________________

🇬🇧 Three times

📢 trii taymz

🇹🇷 üç kere, üç kez

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you ever visited Paris?

(hev yu ev-ır vi-zi-tıd pe-ris?)


B: Yes, I’ve been there three times.

(yes, ayv bin der trii taymz.)

Evet, oraya üç kez gittim.


85____________________________________________

🇬🇧 Quiet

📢 kuay-ıt

🇹🇷 sessiz, sakin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Could you please be quiet? I’m trying to read.

(kud yu pliiz bi kuay-ıt? aym tray-ing tu riid.)

Sessiz olabilir misin lütfen? Kitap okumaya çalışıyorum.


B: Sorry, I’ll turn down the music.

(sa-ri, ayl törn daun dı myu-zik.)

Üzgünüm, müziği kısacağım.


86____________________________________________

🇬🇧 Take your time

📢 teyk yor taym

🇹🇷 Acele etme, rahatına bak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m not ready yet, can you wait a minute?

(aym nat re-di yet, ken yu veyt e mi-nıt?)

Henüz hazır değilim, bir dakika bekleyebilir misin?


B: Sure, take your time.

(şuır, teyk yor taym.)

Tabii, acele etme.


87____________________________________________

🇬🇧 Losing weight

📢 lu-zing weyt

🇹🇷 kilo vermek, zayıflamak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: You’ve been losing weight recently. What’s your secret?

(yuv bin lu-zing weyt ri-sınt-li; vats yor sik-rıt?)

Son zamanlarda kilo veriyorsun; sırrın nedir?


B: I started eating healthier and exercising regularly.

(ay star-tıd ii-ting hel-ti-ır end ek-sır-say-zing re-gü-lır-li.)

Daha sağlıklı yemeye ve düzenli egzersiz yapmaya başladım.


88____________________________________________

🇬🇧 Gain weight

📢 geyn weyt

🇹🇷 kilo almak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’ve started to gain weight recently; maybe I should exercise more.

(ayv star-tıd tu geyn weyt ri-sınt-li; mey-bi ay şud ek-sır-sayz mor.)

Son zamanlarda kilo almaya başladım; belki daha fazla egzersiz yapmalıyım.


B: That’s a good idea. You could also eat healthier food.

(dets greyt ay-di-ı! yu şud ol-so iit hel-ti.)

İyi fikir! Ayrıca daha sağlıklı beslenebilirsin.


89____________________________________________

🇬🇧 Be fit

📢 bi fit

🇹🇷 formda olmak, fit olmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: You look great! What’s your secret to being fit?

(yu luk greyt! vats yor sik-rıt tu bi-ing fit?)

Harika görünüyorsun! Fit kalmanın sırrı ne?


B: Thanks! I exercise three times a week and eat healthy food.

(tenks! ay ek-sır-sayz trii taymz e viik end iit hel-ti fuud.)

Teşekkürler! Haftada üç kez egzersiz yapıyorum ve sağlıklı besleniyorum.


90____________________________________________

🇬🇧 Quick

📢 kuik

🇹🇷 hızlı, çabuk

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Can I ask you a quick question?

(ken ay esk yu e kuik kwes-çın?)

Sana hızlı bir soru sorabilir miyim?


B: Sure, go ahead.

(şuır, go e-hed.)

Tabii, sorabilirsin.


91____________________________________________

🇬🇧 Quietly

📢 kuay-ıt-li

🇹🇷 sessizce, usulca

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: The baby is sleeping, please enter the room quietly.

(dı bey-bi iz sli-ping, pliiz en-tır dı ruum kuay-ıt-li.)

Bebek uyuyor, lütfen odaya sessizce gir.


B: Okay, I’ll be careful.

(o-key, ayl bi ker-fıl.)

Tamam, dikkatli olurum.


92____________________________________________

🇬🇧 Quarter

📢 kuar-tır

🇹🇷 Çeyrek (1/4), çeyrek saat, dörtte biri

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: It’s a quarter past nine. We should hurry.

(its e kuar-tır pest nayn. wi şud hö-ri.)

Saat dokuzu çeyrek geçiyor. Acele etmeliyiz.


B: You’re right, let’s go now.

(yor rayt, lets go nau.)

Haklısın, şimdi çıkalım.


93____________________________________________

🇬🇧 Guest

📢 gest

🇹🇷 misafir, konuk

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: We have a special guest coming to dinner tonight.

(wi hev e spe-şıl gest ka-ming tu di-nır tı-nayt.)

Bu akşam yemeğe özel bir misafirimiz geliyor.


B: Great! Should we prepare anything special?

(greyt! şud wi pri-per e-ni-ting spe-şıl?)

Harika! Özel bir şey hazırlamalı mıyız?


____________________________________________

🇬🇧 Guess

📢 ges

🇹🇷 tahmin etmek, tahmin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Can you guess what happened yesterday?

(ken yu ges vat hepınd yes-tır-dey?)

Dün ne olduğunu tahmin edebilir misin?


B: I have no idea; tell me!

(ay hev no ay-di-ı, tel mi!)

Hiç fikrim yok; söyle bana!


____________________________________________

🇬🇧 Snorkel

📢 snor-kıl

🇹🇷 şnorkel (denizde kullanılan nefes alma borusu)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Did you bring your snorkel? We’ll dive soon.

(did yu bring yor snor-kıl? wiıl go snoor-kı-ling suun.)

Şnorkelini getirdin mi? Birazdan dalış yapacağız.


B: Yes, it’s already in my bag.

(yes, its ol-re-di in may beg.)

Evet, zaten çantamda.


____________________________________________

🇬🇧 Quickly

📢 kuik-li

🇹🇷 hızlıca, çabucak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Please finish your homework quickly; we’re leaving in ten minutes.

(pliiz finiş yor hom-vörk kuik-li; wiır li-ving in ten mi-nıts.)

Lütfen ödevini hızlıca bitir; on dakika sonra çıkıyoruz.


B: Don’t worry, I’ll finish on time.

(dont vö-ri, ayl fi-niş an taym.)

Merak etme, zamanında bitiririm.


____________________________________________

🇬🇧 Board games

📢 bord geymz

🇹🇷 masa oyunları, kutu oyunları

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Do you enjoy playing board games with your family?

(du yu en-coy pı-ley-ing bord geymz vit yor fe-mi-li?)

Ailenle masa oyunları oynamayı sever misin?


B: Yes, especially on weekends; it’s a lot of fun.

(yes, es-pe-şı-li an viik-ends; its e lat ov fan.)

Evet, özellikle hafta sonları; çok eğlenceli oluyor.


____________________________________________

🇬🇧 Work out

📢 vörk aut

🇹🇷 spor yapmak, egzersiz yapmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: How often do you work out at the gym?

(hau of-ın du yu vörk aut et dı cim?)

Spor salonunda ne sıklıkla egzersiz yapıyorsun?


B: I usually work out three times a week.

(ay yu-jı-li vörk aut trii taymz e viik.)

Genelde haftada üç kez egzersiz yapıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Helmet

📢 hel-mıt

🇹🇷 kask

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Don’t forget to wear your helmet when you ride your bike.

(dont för-get tu veır yor hel-mıt ven yu rayd yor bayk.)

Bisiklet sürerken kaskını takmayı unutma.


B: You’re right; safety first!

(yor rayt; its i-mportınt tu bi seyf.)

Haklısın; güvenlik önemli.


____________________________________________

🇬🇧 Swimsuit

📢 svim-suut

🇹🇷 mayo

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Did you buy a new swimsuit for your vacation?

(did yu bay e nyu svim-suut for yor vey-key-şın?)

Tatilin için yeni bir mayo aldın mı?


B: Yes, I found a really nice one online.

(yes, ay faund e ri-ı-li nays van on-layn.)

Evet, internetten gerçekten güzel bir tane buldum.


____________________________________________

🇬🇧 Fishing rod

📢 fi-şing raad

🇹🇷 olta, olta kamışı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Can I borrow your fishing rod this weekend?

(ken ay ba-rou yor fi-şing raad dis viik-end?)

Bu hafta sonu oltanı ödünç alabilir miyim?


B: Of course! Planning to go fishing?

(of kors! ple-ning tu go fi-şing?)

Elbette! Balığa mı gitmeyi planlıyorsun?


____________________________________________

🇬🇧 Trainers (Amerikan İngilizcesinde genellikle sneakers olarak kullanılır)

📢 trey-nırz

🇹🇷 spor ayakkabı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Those trainers look comfortable; are they new?

(doz trey-nırz luk kamf-tır-bıl; ar dey nyu?)

O spor ayakkabılar rahat görünüyor; yeni mi?


B: Yes, I bought them yesterday.

(yes, ay bat dem yes-tır-dey.)

Evet, onları dün aldım.


____________________________________________

🇬🇧 Sneakers (Amerikan İngilizcesinde yaygın olarak kullanılan karşılık budur)

📢 si-ni-kırz

🇹🇷 spor ayakkabılar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Your new sneakers look great; are they comfortable?

(yor si-ni-kırz luk kamf-tır-bıl; ar dey nyu?)

Spor ayakkabıların güzel görünüyor; yeniler mi?


B: Yes, they’re really comfortable for running.

(yes, deyr ri-ı-li kamf-tır-bıl for ra-ning.)

Evet, koşu için gerçekten rahatlar.


____________________________________________

🇬🇧 Exercise

📢 ek-sır-sayz

🇹🇷 egzersiz yapmak, egzersiz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: How often do you exercise? You look very healthy!

(hau of-ın du yu ek-sır-sayz? yu luk ve-ri hel-ti.)

Ne sıklıkta egzersiz yapıyorsun? Çok sağlıklı görünüyorsun.


B: Thanks! I exercise almost every day.

(tenks! ay ek-sır-sayz ol-most ev-ri dey.)

Teşekkürler! Hemen hemen her gün egzersiz yapıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Goggles

📢 ga-gılz

🇹🇷 yüzücü gözlüğü, koruyucu gözlük

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Don’t forget your goggles; the pool water might irritate your eyes.

(dont för-get yor ga-gılz; dı puul vo-tır mayt i-ri-teyt yor ayz.)

Gözlüklerini unutma; havuz suyu gözlerini rahatsız edebilir.


B: You’re right, I’ll take them with me.

(yor rayt, ayl teyk dem vit mi.)

Haklısın, onları yanıma alacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Training

📢 trey-ning

🇹🇷 eğitim, antrenman, idman

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Are you going to the training session after work today?

(ar yu go-ing tu dı trey-ning se-şın ef-tır vörk tı-dey?)

Bugün işten sonra antrenmana gidecek misin?


B: Yes, I want to stay fit for the competition.

(yes, ay vant tu stey fit for dı kam-pi-ti-şın.)

Evet, yarışma için formda kalmak istiyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Hiking

📢 hay-king

🇹🇷 doğa yürüyüşü, yürüyüş yapma

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: We are planning to go hiking this weekend; do you want to join us?

(wi ar ple-ning tu go hay-king dis viik-end; du yu vant tu coyn as?)

Bu hafta sonu doğa yürüyüşüne çıkmayı planlıyoruz; bize katılmak ister misin?


B: Sure! I love spending time outdoors.

(şuır! ay lav spend-ing taym aut-dorz.)

Tabii! Dışarıda vakit geçirmeye bayılırım.


____________________________________________

🇬🇧 Climbing

📢 kı-lay-ming

🇹🇷 tırmanma, dağcılık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you ever tried climbing? It looks really exciting.

(hev yu ev-ır trayd kı-lay-ming? it luks ri-ı-li ek-say-ting.)

Hiç tırmanmayı denedin mi? Çok heyecanlı görünüyor.


B: Yes, I went climbing last summer and loved it.

(yes, ay vent kı-lay-ming lest sa-mır end lavd it.)

Evet, geçen yaz tırmanmaya gittim ve çok sevdim.


____________________________________________

🇬🇧 Table tennis

📢 tey-bıl te-nis

🇹🇷 masa tenisi, pinpon

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Do you want to play table tennis after class?

(du yu vant tu pı-ley tey-bıl te-nis ef-tır klas?)

Dersten sonra masa tenisi oynamak ister misin?


B: Sure! I’ll meet you in the gym.

(şuır, ayl miit yu in dı cim.)

Tabii! Spor salonunda buluşalım.


____________________________________________

🇬🇧 Fishing

📢 fi-şing

🇹🇷 balık tutma, balıkçılık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you ever gone fishing in this lake before?

(hev yu ev-ır gan fi-şing in dis leyk bi-for?)

Daha önce bu gölde hiç balığa çıktın mı?


B: Yes, last year we caught some big fish.

(yes, lest yiır wi kat sam big fiş.)

Evet, geçen yıl birkaç büyük balık yakaladık.


____________________________________________

🇬🇧 Skiing

📢 skii-ing

🇹🇷 kayak yapma, kayak sporu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m going skiing next weekend; do you want to join me?

(aym go-ing ski-ing nekst viik-end; du yu vant tu coyn mi?)

Gelecek hafta sonu kayağa gidiyorum; bana katılmak ister misin?


B: I’d love to! I haven’t been skiing for a long time.

(ayd lav tu! ay hevınt bin ski-ing for e long taym.)

Çok isterim! Uzun zamandır kayak yapmadım.


____________________________________________

🇬🇧 Horse riding

📢 hors ray-ding

🇹🇷 ata binme, binicilik

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Have you ever tried horse riding?

(hev yu ev-ır trayd hors ray-ding?)

Hiç ata binmeyi denedin mi?


B: Yes, it’s a great experience, but a bit difficult at first.

(yes, its e greyt eks-pi-ri-yıns, bat e bit di-fi-kılt et först.)

Evet, harika bir deneyim ama ilk başta biraz zor.


____________________________________________

🇬🇧 Cycling (bisiklet sürme anlamında yaygın olarak cycling kullanılır)

📢 say-kı-ling

🇹🇷 bisiklete binme, bisiklet sürme

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Do you want to go cycling with me this afternoon?

(du yu vant tu go say-kı-ling vit mi dis aftır-nuun?)

Bugün öğleden sonra bisiklete binmeye gitmek ister misin?


B: Sure, the weather is perfect for cycling.

(şuır, dı ve-dır iz pör-fekt for say-kı-ling.)

Tabii, hava bisiklet sürmek için mükemmel.


____________________________________________

🇬🇧 Never mind

📢 ne-vır maynd

🇹🇷 Boş ver, önemli değil

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I’m sorry, I forgot to bring your book.

(aym sa-ri, ay för-gat tu bring yor buk.)

Özür dilerim, kitabını getirmeyi unuttum.


B: Never mind, you can give it to me tomorrow.

(ne-vır maynd, yu ken giv it tu mi tı-ma-rou.)

Boş ver, yarın verebilirsin.


____________________________________________

🇬🇧 Properly

📢 pra-pır-li

🇹🇷 düzgünce, doğru dürüst, uygun şekilde

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: My phone isn’t working properly; I think it’s broken.

(may foon iz nat vör-king pra-pır-li; ay tink its bro-kın.)

Telefonum düzgün çalışmıyor; sanırım bozuldu.


B: You should take it to a technician.

(yu şud teyk it tu e tek-ni-şın.)

Onu bir teknisyene götürmelisin.


____________________________________________

🇬🇧 Look at me

📢 luk et mii

🇹🇷 Bana bak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: Look at me when I’m talking to you, please.

(luk et mii ven aym to-king tu yu pliiz.)

Seninle konuşurken bana bak lütfen.


B: Sorry, I was distracted.

(sa-ri, ay vaz dis-trek-tıd.)

Özür dilerim, dalmışım.


____________________________________________

🇬🇧 Me too

📢 mii tu

🇹🇷 ben de

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle

Örnek Diyalog (B1):


A: I really enjoyed the movie last night.

(ay ri-ı-li en-coyd dı muu-vi lest nayt.)

Dün akşam filmi gerçekten çok beğendim.


B: Me too, it was fantastic!

(mii tu, it vaz fen-tes-tik.)

Ben de! Harikaydı.


____________________________________________

🇬🇧 You can proceed (Daha doğal ifade şeklidir)

📢 yu ken pı-ro-siid

🇹🇷 Devam edebilirsin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: I’ve filled out the form; can I go to the next step now?

(ayv fild aut dı form; ken ay go tu dı nekst step nau?)

Formu doldurdum; şimdi sonraki adıma geçebilir miyim?


B: Yes, everything looks correct. You can proceed.

(yes, ev-ri-ting iz redi; yu ken pro-siid.)

Evet, her şey tamam. Bir sonraki adıma geçebilirsiniz.


____________________________________________

🇬🇧 You can continue

📢 yu ken kın-tin-yu

🇹🇷 Devam edebilirsin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Can I stop here or should I read more?

(ken ay stap hiır or şud ay riid mor?)

Burada durabilir miyim, yoksa daha fazla okuyayım mı?


B: It’s okay, you can continue later if you want.

(its okey, yu ken kın-tin-yu ley-tır if yu vant.)

Sorun değil, istersen daha sonra devam edebilirsin.


____________________________________________

🇬🇧 Handbag

📢 hend-beg

🇹🇷 el çantası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Your handbag is very stylish; where did you get it?

(yor hend-beg iz ve-ri stay-lış; ver did yu get it?)

El çantan çok şık; onu nereden aldın?


B: Thanks! It was a gift from my sister.

(tenks! it vaz e gift fram may sis-tır.)

Teşekkürler! Kız kardeşimden hediyeydi.


____________________________________________

🇬🇧 Backpack

📢 bek-pek

🇹🇷 sırt çantası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Your backpack looks heavy. Do you need help?

(yor bek-pek luks he-vi; du yu niid eni help?)

Sırt çantan ağır görünüyor; yardıma ihtiyacın var mı?


B: Thanks, but I can manage it myself.

(tenks, ay ken me-nıc it may-self.)

Teşekkürler, kendim halledebilirim.


____________________________________________

🇬🇧 There is no sign (çoğunlukla böyle kullanılır)

📢 derz no sayn

🇹🇷 tabela yok, işaret yok

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Where should I turn? There is no sign here.

(ver şud ay törn? der iz no sayn hiır.)

Nereden dönmeliyim? Burada tabela yok.


B: Continue straight ahead; I’ll tell you where to turn.

(kın-tin-yu streyt e-hed; ayl tel yu ver tu törn.)

Düz devam et, ben sana nereden döneceğini söylerim.


____________________________________________

🇬🇧 Departure (Yolculuklarda daha yaygın kullanılan biçim “departure”dır.)

📢 di-par-çır

🇹🇷 kalkış, ayrılış, hareket

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: What’s the departure time of our flight?

(vat taym iz dı di-par-çır ov aur flayt?)

Uçağımızın kalkış saati kaç?


B: It’s at 3:30; we need to hurry.

(its et thrii tör-ti; wi niid tu hö-ri.)

Saat 3:30’da, acele etmemiz lazım.


____________________________________________

🇬🇧 Arrival

📢 ı-ray-vıl

🇹🇷 varış, geliş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: What time is your flight’s arrival in London?

(vat taym iz yor ı-ray-vıl in laan-dın?)

Londra’ya uçuşunun varış saati kaçta?


B: Around seven in the evening.

(e-raund se-vın in dı iv-ning.)

Akşam yedi civarında.


____________________________________________

🇬🇧 Subway

📢 sab-vey

🇹🇷 metro (özellikle Amerikan İngilizcesinde)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: What’s the fastest way to get downtown?

(vats dı fes-tıst vey tu get daun-taun?)

Şehir merkezine gitmenin en hızlı yolu nedir?


B: You should take the subway; it’s quicker and cheaper.

(yu şud teyk dı sab-vey; its kuik-ır end çi-pır.)

Metroya binmelisin; daha hızlı ve ucuz.


____________________________________________

🇬🇧 Sunscreen

📢 san-skriin

🇹🇷 güneş kremi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Don’t forget to put on sunscreen; the sun is very strong today.

(dont för-get tu put an san-skriin; dı san iz ve-ri strong tı-dey.)

Güneş kremi sürmeyi unutma; bugün güneş çok güçlü.


B: Thanks for reminding me! I’ll apply it now.

(tenks for ri-mayn-ding mi! ayl ı-play it nau.)

Hatırlattığın için teşekkürler! Şimdi sürüyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Castle

📢 keskin “t” kullanılmaz: ke-skin “t” ile değil ➜ doğru okunuş: ke-sıl

🇹🇷 kale, şato

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Have you visited the old castle in Edinburgh?

(hev yu vi-zi-tıd dı old ke-sıl in e-dın-bo-ro?)

Edinburgh’daki eski kaleyi ziyaret ettin mi?


B: Yes, I went there last summer; it was amazing.

(yes, ay vent der lest sa-mır; its e-mey-zing.)

Evet, geçen yaz gittim; harikaydı.


____________________________________________

🇬🇧 Palace

📢 pe-lıs

🇹🇷 saray

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Did you visit the royal palace on your trip to London?

(did yu vi-zit dı pe-lıs an yor trip tu lan-dın?)

Londra seyahatinde sarayı ziyaret ettin mi?


B: Yes, it was beautiful and full of history.

(yes, it vaz ri-ı-li güzel end ful ov his-to-ri.)

Evet, gerçekten güzeldi ve tarih doluydu.


____________________________________________

🇬🇧 Currency

📢 kör-rın-si

🇹🇷 para birimi, döviz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: What’s the local currency in Japan?

(vat iz dı kör-rın-si in ce-pen?)

Japonya’da kullanılan para birimi nedir?


B: It’s the Japanese yen.

(its dı ce-pı-niiz yen.)

Japon yeni.


____________________________________________

🇬🇧 High

📢 hay

🇹🇷 yüksek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: The mountain is very high; do you think we can climb it?

(dı maun-tın iz ve-ri hay; du yu tink vi ken klaym it?)

Dağ çok yüksek, sence tırmanabilir miyiz?


B: It won’t be easy, but we can try.

(it vont bi ii-zi, bat wi ken tray.)

Kolay olmayacak, ama deneyebiliriz.


____________________________________________

🇬🇧 Higher

📢 hay-ır

🇹🇷 daha yüksek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Can you put the picture a little higher on the wall?

(ken yu put dı pik-çır e litıl hay-ır an dı wol?)

Fotoğrafı duvara biraz daha yukarı asabilir misin?


B: Sure, how is it now?

(şuır, hau iz it nau?)

Tabii, şimdi nasıl oldu?


____________________________________________

🇬🇧 Exactly

📢 ig-zek-li

🇹🇷 tam olarak, kesinlikle, aynen

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Do you mean we have only two days to finish the project?

(du yu miin wi hev on-li tu deyz tu fi-niş dı pra-cek?)


B: Exactly, so we should start working immediately.

(ig-zek-li, so wi şud start vör-king i-mi-di-ıt-li.)

Aynen öyle, o yüzden hemen çalışmaya başlamalıyız.


____________________________________________

🇬🇧 Celebrate

📢 se-lı-breyt

🇹🇷 kutlamak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: How do you usually celebrate special occasions?

(hau du yu yu-jı-li se-lı-breyt spe-şıl o-key-jınz?)

Özel günleri genellikle nasıl kutlarsın?


B: I like having dinner with my family.

(ay layk he-ving di-nır vit may fe-mi-li.)

Ailemle akşam yemeği yemeyi severim.


____________________________________________

🇬🇧 It depends

📢 it di-pendz

🇹🇷 duruma göre değişir, duruma bağlı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


Örnek Diyalog (B1):


A: Are you coming with us this weekend?

(ar yu go-ing tu cam vit as dis viik-end?)

Bu hafta sonu bizimle geliyor musun?


B: It depends. I might have to work.

(it di-pendz. ay mayt hev tu vörk.)

Duruma göre değişir. Çalışmam gerekebilir.


____________________________________________

🇬🇧 I think so too

🔊 ay tink so tu

🇹🇷 Ben de öyle düşünüyorum

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m sure prices will increase next month.

(aym şuur pray-sız wil in-kriis nekst manth.)

Gelecek ay fiyatların artacağına eminim.


B: I think so too

(ay tink so tu)

Ben de öyle düşünüyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Here you are

🔊 hiır yu ar

🇹🇷 Buyurun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could I have the menu, please?

(kud ay hev dı men-yu pliiz?)

Menüyü alabilir miyim lütfen?


B: Here you are

(hiır yu ar)

Buyurun.


____________________________________________

🇬🇧 There you are

🔊 der yu ar

🇹🇷 İşte buradasın, Buyurun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’ve been looking for you everywhere.

(ayv bin luk-ing for yu ev-ri-ver)

Seni her yerde arıyordum.


B: There you are.

(der yu ar)

İşte buradasın.

“There you are” ifadesi, birine aradığı veya beklediği şeyi sunarken veya birinin varlığını fark ettiğinizde kullanılır. Örneğin, birine bir şey verirken “Buyurun” anlamında kullanılabilir.


____________________________________________

🇬🇧 Get well soon

🔊 get wel suun

🇹🇷 Geçmiş olsun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I heard you’re sick today.

(ay hörd yu ar sik tu-dey)

Hasta olduğunu duydum.


B: Get well soon.

(get wel suun)

Geçmiş olsun.


____________________________________________

🇬🇧 Enjoy your meal

🔊 en-joy yor miıl

🇹🇷 Afiyet olsun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Here’s your dinner.

(hiırz yor di-nır.)

İşte akşam yemeğiniz.


B: Thank you.

(tenk yu.)

Teşekkür ederim.


A: Enjoy your meal.

(en-joy yor miıl.)

Afiyet olsun.

“Enjoy your meal” ifadesi, birine yemek sunulduğunda veya yemeğe başlamadan önce iyi dileklerde bulunmak için kullanılır. Örneğin, bir garson müşteriye yemeğini servis ettikten sonra bu ifadeyi kullanabilir.  


____________________________________________

🇬🇧 I’m available

🔊 aym ı-vey-lı-bıl

🇹🇷 Müsaitim

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you free to meet tomorrow at 3 PM?

(ar yu fri tu miit tı-ma-ro et tı-ri pi-em?)

Yarın öğleden sonra 3’te buluşmak için müsait misin?


B: Yes, I’m available.

(yes, aym ı-vey-lı-bıl.)

Evet, müsaitim.

“I’m available” ifadesi, bir kişinin belirli bir zamanda veya durumda müsait olduğunu belirtmek için kullanılır. Örneğin, bir toplantı planlarken veya bir etkinliğe katılım durumunu ifade ederken kullanılabilir.


____________________________________________

🇬🇧 I’m not available

🔊 aym nat ı-vey-lı-bıl

🇹🇷 Müsait değilim

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can we meet tomorrow at 3 PM?

(ken vi miit tı-ma-ro et tı-ri pi-em?)

Yarın saat 3’te buluşabilir miyiz?


B: Sorry, I’m not available at that time.

(sor-ri, aym nat ı-vey-lı-bıl et det taym.)

Üzgünüm, o saatte müsait değilim.

“I’m not available” ifadesi, bir kişinin belirli bir zamanda veya durumda müsait olmadığını belirtmek için kullanılır. Örneğin, bir toplantı planlarken veya bir etkinliğe katılım durumunu ifade ederken kullanılabilir.


____________________________________________

🇬🇧 Get out

🔊 get aut

🇹🇷 Dışarı çık, Defol

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I can’t believe you did that!

(ay kent bı-liiv yu did det)

Bunu yaptığına inanamıyorum!


B: Get out!

(get aut)

Defol!

“Get out” ifadesi, birine bir yerden ayrılmasını söylemek için kullanılır ve genellikle kaba bir ifade olarak kabul edilir.


____________________________________________

🇬🇧 Definitely

🔊 def-ı-nıt-li

🇹🇷 Kesinlikle

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you coming to the party tonight?

(ar yu kam-ing tu dı par-ti tu-nayt?)

Bu geceki partiye geliyor musun?


B: Definitely. I wouldn’t miss it.

(def-ı-nıt-li. ay wud-ınt mis it.)

Kesinlikle. Kaçırmam.

“Definitely” kelimesi, bir şeyin kesin olduğunu veya güçlü bir onay belirtmek için kullanılır.


____________________________________________

🇬🇧 Of course

🔊 of kors

🇹🇷 Tabii ki, Elbette

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you help me with this project?

(ken yu help mi vit dis pra-cekt?)

Bu projede bana yardım edebilir misin?


B: Of course.

(ov kors)

Elbette.


____________________________________________

🇬🇧 I don’t think so

🔊 ay dont tink so

🇹🇷 Sanmıyorum, Öyle düşünmüyorum

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think it will rain today?

(du yu tink it wil reyn tı-dey?)

Sence bugün yağmur yağar mı?


B: I don’t think so. The sky looks clear.

(ay dont tink so. dı skay luks kliır.)

Sanmıyorum. Gökyüzü açık görünüyor.

“I don’t think so” ifadesi, bir soruya olumsuz yanıt vermek veya bir konuda şüphe belirtmek için kullanılır. Örneğin, biri size bir şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorduğunda, emin olmadığınızı veya gerçekleşmeyeceğini düşündüğünüzü ifade etmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.


____________________________________________

🇬🇧 Foreign

🔊 for-ın

🇹🇷 Yabancı, Dış, Harici

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is this wine foreign or is it from here?

(iz dis wayn for-ın or iz it frım hiır?)

Bu şarap yabancı mı yoksa buradan mı?


B: It’s foreign.

(its for-ın.)

Yabancı. 


____________________________________________

🇬🇧 Bridge

🔊 bric

🇹🇷 Köprü, Bağlantı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How can we cross the river?

(hau ken vi kros dı ri-vır?)

Nehri nasıl geçebiliriz?


B: There’s a bridge just ahead.

(derz e bric cast e-hed.)

Hemen ileride bir köprü var.



____________________________________________

🇬🇧 How much is it?

🔊 hau maç iz it

🇹🇷 Kaç para?, Ne kadar?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, how much is it?

(eks-kyuz mi, hau maç iz it?)

Affedersiniz, bu ne kadar?


B: It’s twenty dollars.

(its tven-ti da-lırz.)

Yirmi dolar.



____________________________________________

🇬🇧 How far is it?

🔊 hau far iz it

🇹🇷 Ne kadar uzaklıkta?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How far is it to the nearest gas station?

(hau far iz it tu dı niır-ıst gas stey-şın?)

En yakın benzin istasyonu ne kadar uzaklıkta?


B: It’s about two miles away.

(its e-baut tu maylz e-vey.)

Yaklaşık iki mil uzaklıkta.


____________________________________________

🇬🇧 Is it free?

🔊 iz it fri

🇹🇷 Ücretsiz mi?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is this app free to download?

(iz dis ep fri tu daun-lod?)

Bu uygulama ücretsiz olarak indirilebilir mi?


B: Yes, it is free.

(yes, it iz fri.)

Evet, ücretsiz.


____________________________________________

🇬🇧 Do you have any change?

🔊 du yu hev e-ni çeync

🇹🇷 Bozuk paran var mı?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you have any change for the parking meter?

(du yu hev e-ni çeync for dı par-king mi-tır?)

Parkmetre için bozuk paran var mı?


B: Yes, I have some quarters.

(yes, ay hev sam kuar-tırs.)

Evet, birkaç çeyreklik var.


____________________________________________

🇬🇧 Can I help you?

🔊 ken ay help yu

🇹🇷 Size yardımcı olabilir miyim?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, I’m looking for the nearest bank.

(eks-kyuz mi, aym luk-ing for dı niır-ıst benk.)

Affedersiniz, en yakın bankayı arıyorum.


B: Can I help you?

(ken ay help yu?)

Size yardımcı olabilir miyim?


____________________________________________

🇬🇧 You look good

🔊 yu luk gud

🇹🇷 İyi görünüyorsun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I just got a new haircut.

(ay cast gat e nyu her-kat.)

Yeni bir saç kesimi yaptırdım.


B: You look good.

(yu luk gud.)

İyi görünüyorsun. 


____________________________________________

🇬🇧 What do you mean?

🔊 vat du yu miin

🇹🇷 Ne demek istiyorsun?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: We need to talk about your performance.

(vi niid tu tok e-baut yor pır-for-mıns)

Performansın hakkında konuşmamız gerekiyor.


B: What do you mean?

(vat du yu miin)

Ne demek istiyorsun?


____________________________________________

🇬🇧 I’m busy today

🔊 aym bi-zi tu-dey

🇹🇷 Bugün meşgulüm

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can we meet this afternoon?

(ken vi miit dis af-tır-nuun?)

Bu öğleden sonra buluşabilir miyiz?


B: I’m busy today. How about tomorrow?

(aym bi-zi tu-dey. hau e-baut tu-ma-ro?)

Bugün meşgulüm. Yarın nasıl olur? 


____________________________________________

🇬🇧 What about

🔊 vat e-baut

🇹🇷 Peki ya, Ne dersin, Nasıl olur

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What about going to the movies tonight?

(vat e-baut go-ing tu dı mu-viz tu-nayt?)

Bu gece sinemaya gitmeye ne dersin?


B: Sounds good to me.

(saundz gud tu mi.)

Bana uyar.


____________________________________________

🇬🇧 Do you need any help?

🔊 du yu niid e-ni help

🇹🇷 Yardıma ihtiyacın var mı?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I can’t figure out how to set up this printer.

(ay kent fig-yur aut hau tu set ap dis prin-tır.)

Bu yazıcıyı nasıl kuracağımı çözemiyorum.


B: Do you need any help?

(du yu niid e-ni help?)

Yardıma ihtiyacın var mı?


____________________________________________

🇬🇧 It’s enough thank you

🔊 its i-naf tenk yu

🇹🇷 Bu kadar yeter, teşekkür ederim

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like more coffee?

(vuc yu layk mor ka-fi?)

Biraz daha kahve ister misin?


B: It’s enough thank you.

(its i-naf tenk yu.)

Bu kadar yeter, teşekkür ederim.


____________________________________________

🇬🇧 I hope

🔊 ay hop

🇹🇷 Umarım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think it will rain tomorrow?

(du yu tink it wil reyn tı-ma-ro?)

Sence yarın yağmur yağar mı?


B: I hope not.

(ay hop nat.)

Umarım yağmaz.


____________________________________________

🇬🇧 I don’t know

🔊 ay dont no

🇹🇷 Bilmiyorum

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know where the nearest bank is?

(du yu no ver dı niır-ıst benk iz?)

En yakın bankanın nerede olduğunu biliyor musun?


B: I don’t know.

(ay dont no.)

Bilmiyorum. 


____________________________________________

🇬🇧 I don’t mind

🔊 ay dont maynd

🇹🇷 Fark etmez, Umurumda değil, Sakıncası yok

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like to go out for dinner tonight?

(vuc yu layk tu go aut for din-ır tı-nayt?)

Bu akşam yemeğe çıkmak ister misin?


B: I don’t mind.

(ay dont maynd.)

Fark etmez. 


____________________________________________

🇬🇧 Can you repeat?

🔊 ken yu ri-piit

🇹🇷 Tekrar edebilir misiniz?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m sorry, I didn’t catch that. Can you repeat?

(aym sor-i, ay did-ınt keç det. ken yu ri-piit?)

Üzgünüm, anlayamadım. Tekrar edebilir misiniz?


B: Sure, I said the meeting is at 3 PM.

(şur, ay sed dı mi-ting iz et tri pi-em.)

Tabii, toplantının saat 3’te olduğunu söyledim.


____________________________________________

🇬🇧 I don’t understand

🔊 ay dont an-dır-stend

🇹🇷 Anlamıyorum

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you explain that again, please?

(kud yu eks-pleyn det ı-gen pliiz?)

Bunu tekrar açıklayabilir misiniz lütfen?


B: I don’t understand.

(ay dont an-dır-stend.)

Anlamıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 I think

🔊 ay tink

🇹🇷 Bence, Sanırım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think it will rain today?

(du yu tink it wil reyn tı-dey?)

Sence bugün yağmur yağar mı?


B: I think it might.

(ay tink it mayt.)

Sanırım yağabilir.


____________________________________________

🇬🇧 Good to see you

🔊 gud tu sii yu

🇹🇷 Seni görmek güzel

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Hey, it’s been a while!

(hey, its bin e wayl)

Merhaba, uzun zaman oldu!


B: Good to see you.

(gud tu sii yu)

Seni görmek güzel.


____________________________________________

🇬🇧 Drop off

🔊 drap of

🇹🇷 Bırakmak, İndirmek, Uykuya dalmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you drop off the package at the post office?

(ken yu drap of dı pak-ıc et dı post of-is?)

Paketi postaneye bırakabilir misin?


B: Sure, I’ll drop it off on my way to work.

(şur, ayl drap it of an may vey tu vörk.)

Elbette, işe giderken bırakırım.

“Drop off” ifadesi, bir şeyi veya birini belirli bir yere bırakmak, indirmek veya uykuya dalmak anlamlarında kullanılır.


____________________________________________

🇬🇧 Drop off

🔊 drap of

🇹🇷 Bırakmak, indirmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you drop off this letter for me?

(kud yu drap of dis le-tır for mi?)

Bu mektubu benim için bırakabilir misin?


B: Sure, no problem.

(şur, no prab-lım.)

Tabii, sorun değil.


____________________________________________

🇬🇧 Tour guide

🔊 tur gayd

🇹🇷 Tur rehberi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know any good tour guides in the city?

(du yu no e-ni gud tur gaydz in dı si-ti?)

Şehirde iyi tur rehberleri tanıyor musun?


B: Yes, I can recommend someone.

(yes, ay ken re-kı-mend sam-wan.)

Evet, birini tavsiye edebilirim.


____________________________________________

🇬🇧 Plan

🔊 plen

🇹🇷 Plan, Tasarı, Program

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What’s your plan for the weekend?

(wats yor plen for dı wiik-end?)

Hafta sonu için planın nedir?


B: I plan to visit the new art gallery.

(ay plen tu vi-zit dı nyu art gal-ı-ri.)

Yeni sanat galerisini ziyaret etmeyi planlıyorum. 


____________________________________________

🇬🇧 Arrive

🔊 ı-rayv

🇹🇷 Varmak, Ulaşmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: When will the train arrive at the station?

(ven wil dı treyn ı-rayv et dı stey-şın?)

Tren istasyona ne zaman varacak?


B: It should arrive in about ten minutes.

(it şud ı-rayv in e-baut ten mi-nits.)

Yaklaşık on dakika içinde varması gerekiyor. 


____________________________________________

🇬🇧 Translate

🔊 trens-leyt

🇹🇷 Çevirmek, Tercüme etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you translate this document into French?

(ken yu trens-leyt dis dak-yu-mınt in-tu frenç?)

Bu belgeyi Fransızcaya çevirebilir misin?


B: Yes, I can translate it by tomorrow.

(yes, ay ken trens-leyt it bay tı-ma-ro.)

Evet, yarına kadar çevirebilirim. 


____________________________________________

🇬🇧 I am lost

🔊 ay em lost

🇹🇷 Kayboldum, Yolu kaybettim

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, can you help me? I am lost.

(eks-kyuz mi, ken yu help mi? ay em lost.)

Affedersiniz, bana yardım edebilir misiniz? Kayboldum.


B: Of course, where are you trying to go?

(of kors, ver ar yu tray-ing tu go?)

Elbette, nereye gitmeye çalışıyorsunuz?


____________________________________________

🇬🇧 I believe

🔊 ay bı-liiv

🇹🇷 İnanıyorum, Sanıyorum

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think it will rain today?

(du yu tink it wil reyn tı-dey?)

Sence bugün yağmur yağar mı?


B: I believe it will.

(ay bı-liiv it wil.)

Sanıyorum yağacak.


____________________________________________

🇬🇧 Cancelled

🔊 ken-sıld

🇹🇷 İptal edildi, İptal edilmiş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why was the concert cancelled?

(vay vaz dı kan-sırt ken-sıld?)

Konser neden iptal edildi?


B: It was cancelled due to bad weather.

(it vaz ken-sıld du tu bed ve-dır.)

Kötü hava koşulları nedeniyle iptal edildi.

“Cancelled” kelimesi, “cancel” fiilinin geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacı (past participle) şeklidir.  İngiliz İngilizcesinde “cancelled” olarak yazılırken, Amerikan İngilizcesinde genellikle “canceled” şeklinde yazılır. 


____________________________________________

🇬🇧 Gate

🔊 geyt

🇹🇷 Kapı, Geçit

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Which gate does our flight depart from?

(wiç geyt daz aur flayt di-part from?)

Uçağımız hangi kapıdan kalkıyor?


B: It departs from gate 12.

(it di-parts from geyt tvelv.)

12 numaralı kapıdan kalkıyor.


____________________________________________

🇬🇧 Souvenir

🔊 su-vı-niır

🇹🇷 Hediyelik eşya, Hatıra, Anı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you buy any souvenirs from your trip to Paris?

(did yu bay e-ni su-vı-niırz from yor trip tu pe-ris?)

Paris seyahatinden herhangi bir hediyelik eşya aldın mı?


B: Yes, I bought a miniature Eiffel Tower as a souvenir.

(yes, ay bot e mi-ni-çur ay-fıl tau-ır ez e su-vı-niır.)

Evet, bir minyatür Eyfel Kulesi aldım.


____________________________________________

🇬🇧 Accommodation

🔊 e-ka-mı-dey-şın

🇹🇷 Konaklama, Kalacak yer

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you arranged your accommodation for the vacation?

(hev yu e-renct yor e-ka-mı-dey-şın for dı vi-kend?)

Tatil için kalacak yer ayarladın mı?


B: Yes, I booked my accommodation yesterday.

(yes, ay bukt may e-ka-mı-dey-şın yes-tır-dey.)

Evet, dün konaklama yerimi ayırttım.


____________________________________________

🇬🇧 Goods

🔊 gudz

🇹🇷 Mallar, Ürünler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Has the shipment of goods arrived yet?

(hez dı şip-mınt ov gudz e-rayvd yet?)

Malların sevkiyatı henüz geldi mi?


B: Yes, the goods were delivered this morning.

(yes, dı gudz vır di-li-vırd dis mor-ning.)

Evet, mallar bu sabah teslim edildi.


____________________________________________

🇬🇧 Low-cost

🔊 lo kost

🇹🇷 Düşük maliyetli, Ucuz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m looking for a low-cost airline for my trip.

(aym luk-ing for e lo kost er-layn for may trip.)

Seyahatim için düşük maliyetli bir havayolu arıyorum.


B: You should check out the low-cost carriers online.

(yu şud çek aut dı lo kost ker-i-ırs on-layn.)

Çevrimiçi düşük maliyetli taşıyıcılara bakmalısın.


____________________________________________

🇬🇧 Departure

🔊 di-par-çır

🇹🇷 Kalkış, Ayrılış

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What time is your departure tomorrow?

(vat taym iz yor di-par-çır tı-ma-ro?)

Yarın kalkış saatiniz kaç?


B: My departure is at 9 AM.

(may di-par-çır iz et nayn ey-em.)

Kalkışım sabah 9’da.


____________________________________________

🇬🇧 ID card

🔊 ay-di kard

🇹🇷 Kimlik kartı, Kimlik belgesi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you show me your ID card, please?

(kud yu şo mi yor ay-di kard, pliiz?)

Lütfen kimlik kartınızı gösterebilir misiniz?


B: Sure, here it is.

(şur, hiır it iz.)

Tabii, işte burada.


____________________________________________

🇬🇧 Boarding pass

🔊 bor-ding pas

🇹🇷 Biniş kartı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: May I see your boarding pass, please?

(mey ay sii yor bor-ding pas, pliiz?)

Biniş kartınızı görebilir miyim, lütfen?


B: Here it is.

(hiır it iz.)

İşte burada.


____________________________________________

🇬🇧 Take off

🔊 teyk of

🇹🇷 Kalkış yapmak, Havalanmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What time does the plane take off?

(vat taym daz dı pleyn teyk of?)

Uçak saat kaçta kalkıyor?


B: It takes off at 3 PM.

(it teyks of et tri pi-em.)

Saat 3’te kalkıyor.


____________________________________________

🇬🇧 Landing

🔊 len-ding

🇹🇷 İniş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The plane is preparing for landing.

(dı pleyn iz pri-per-ing for len-ding.)

Uçak iniş için hazırlanıyor.


B: Great, we’re finally here!

(greyt, viır fayn-li hiır!)

Harika, sonunda geldik! 


____________________________________________

🇬🇧 Still

🔊 stil

🇹🇷 Hâlâ, Yine de, Hareketsiz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you still working on the project?

(ar yu stil vör-king on dı pro-jekt?)

Hâlâ proje üzerinde çalışıyor musun?


B: Yes, I’m still working on it.

(yes, aym stil vör-king on it.)

Evet, hâlâ üzerinde çalışıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Basket

🔊 bas-kit

🇹🇷 Sepet

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you pass me the basket of bread, please?

(ken yu pas mi dı bas-kit ov bred, pliiz?)

Lütfen ekmek sepetini bana uzatır mısın?


B: Sure, here you go.

(şur, hiır yu go.)

Tabii, buyurun. 


____________________________________________

🇬🇧 Pharmacy

🔊 far-mı-si

🇹🇷 Eczane

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you tell me where the nearest pharmacy is?

(kud yu tel mi ver dı ni-rıst far-mı-si iz?)

En yakın eczanenin nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?


B: Yes, there’s a pharmacy two blocks from here.

(yes, derz e far-mı-si tu bloks from hiır.)

Evet, buradan iki blok ötede bir eczane var.


____________________________________________

🇬🇧 Entrance

🔊 en-trıns

🇹🇷 Giriş, Kapı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Where is the entrance to the museum?

(ver iz dı en-trıns tu dı mü-zi-ım?)

Müzenin girişi nerede?


B: The entrance is around the corner.

(dı en-trıns iz e-raund dı kor-nır.)

Giriş köşeyi dönünce.


____________________________________________

🇬🇧 Stairs

🔊 steyrz

🇹🇷 Merdivenler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you help me carry this box up the stairs?

(kud yu help mi ker-i dis baks ap dı steyrz?)

Bu kutuyu merdivenlerden yukarı taşımama yardım eder misin?


B: Sure, let’s take it up the stairs together.

(şur, lets teyk it ap dı steyrz tı-ge-dır.)

Tabii, birlikte merdivenlerden yukarı çıkaralım. 


____________________________________________

🇬🇧 Warm person

🔊 vorm pör-sın

🇹🇷 Sıcak kanlı kişi, Cana yakın kişi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you met our new colleague, Sarah? She’s such a warm person.

(hev yu met aur nu ko-lig, Se-rı? şiz saç e vorm pör-sın.)

Yeni meslektaşımız Sarah ile tanıştın mı? O çok sıcak kanlı bir kişi.


B: Yes, I have. She made me feel welcome right away.

(yes, ay hev. şi meyd mi fiıl vel-kım rayt e-vey.)

Evet, tanıştım. Beni hemen hoş karşıladı.


____________________________________________

🇬🇧 Boil

🔊 boyl

🇹🇷 Kaynamak, Kaynatmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you boil some water for tea?

(ken yu boyl sam wo-tır for ti?)

Çay için biraz su kaynatabilir misin?


B: Sure, I’ll boil it right away.

(şur, ayl boyl it rayt e-vey.)

Tabii, hemen kaynatırım.


____________________________________________

🇬🇧 Kind

🔊 kaynd

🇹🇷 Tür, Çeşit; Nazik, Kibar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What kind of music do you like?

(vat kaynd ov myu-zik du yu layk?)

Ne tür müzik seversin?


B: I enjoy all kinds of music.

(ay en-coy ol kayndz ov myu-zik.)

Her tür müzikten hoşlanırım.


____________________________________________

🇬🇧 Security

🔊 si-kyu-ri-ti

🇹🇷 Güvenlik, Emniyet

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Please pass through the security checkpoint before boarding.

(pliiz pas tru dı si-kyu-ri-ti çek-poynt bi-for bor-ding.)

Lütfen uçağa binmeden önce güvenlik kontrol noktasından geçin.


B: Of course, I’ll proceed to the security area now.

(of kors, ayl pro-siid tu dı si-kyu-ri-ti e-ri-ya nau.)

Elbette, şimdi güvenlik alanına ilerleyeceğim.


____________________________________________

🇬🇧 Dangerous

🔊 deyn-cı-rıs

🇹🇷 Tehlikeli, Riskli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is it dangerous to swim in this river?

(iz it deyn-cı-rıs tu swim in dis ri-vır?)

Bu nehirde yüzmek tehlikeli mi?


B: Yes, the currents can be very dangerous.

(yes, dı kür-ınts ken bi ve-ri deyn-cı-rıs.)

Evet, akıntılar çok tehlikeli olabilir. 


____________________________________________

🇬🇧 Safe

🔊 seyf

🇹🇷 Güvenli, Emniyetli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is it safe to swim in this lake?

(iz it seyf tu swim in dis leyk?)

Bu gölde yüzmek güvenli mi?


B: Yes, it’s safe for swimming.

(yes, its seyf for swim-ing.)

Evet, yüzmek için güvenli.



____________________________________________

🇬🇧 Late

🔊 leyt

🇹🇷 Geç, Gecikmiş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m sorry for being late to the meeting.

(aym sor-i for bi-ing leyt tu dı mi-ting.)

Toplantıya geç kaldığım için özür dilerim.


B: No problem, we just started.

(no prab-lım, vi cıst star-tıd.)

Sorun değil, henüz başladık.


____________________________________________

🇬🇧 Information desk

🔊 in-fır-mey-şın desk

🇹🇷 Danışma masası, Bilgi masası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where is the information desk?

(eks-kyuz mi, ver iz dı in-fır-mey-şın desk?)

Affedersiniz, danışma masası nerede?


B: It’s near the main entrance, on your left.

(its niır dı meyn en-trıns, on yor left.)

Ana girişin yakınında, solunuzda. 


____________________________________________

🇬🇧 Jam

🔊 cem

🇹🇷 Reçel, Sıkışıklık, Sıkışmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you pass me the strawberry jam, please?

(kud yu pas mi dı stro-ber-i cem, pliiz?)

Lütfen çilek reçelini uzatır mısın?


B: Sure, here it is.

(şur, hiır it iz.)

Tabii, işte burada. 


____________________________________________

🇬🇧 Exportation

🔊 eks-por-tey-şın

🇹🇷 İhracat, Dış satım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How important is the exportation of agricultural products?

(hau im-por-tınt iz dı eks-por-tey-şın ov e-gri-kal-çı-rıl pra-dakts?)

Tarım ürünlerinin ihracatı ne kadar önemlidir?


B: The exportation of these products greatly supports our economy.

(dı eks-por-tey-şın ov diiz pra-dakts greyt-li sı-ports aur i-ka-nı-mi.)

Bu ürünlerin ihracatı ekonomimizi büyük ölçüde destekliyor.


____________________________________________

🇬🇧 Trade

🔊 treyd

🇹🇷 Ticaret, Alım satım, Meslek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What is your trade?

(vat iz yor treyd?)

Mesleğiniz nedir?


B: I’m a carpenter by trade.

(aym e kar-pın-tır bay treyd.)

Mesleğim marangozluk. 


____________________________________________

🇬🇧 Delayed

🔊 di-leyd

🇹🇷 Gecikmiş, Ertelenmiş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why is the train delayed?

(vay iz dı treyn di-leyd?)

Tren neden gecikti?


B: It’s delayed due to technical issues.

(its di-leyd du tu tek-ni-kıl i-şuz.)

Teknik sorunlar nedeniyle gecikti.


____________________________________________

🇬🇧 Exchange office

🔊 eks-çeync of-is

🇹🇷 Döviz bürosu, Para değiştirme ofisi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where can I find an exchange office nearby?

(eks-kyuz mi, ver ken ay faynd en eks-çeync of-is niır-bay?)

Affedersiniz, yakınlarda bir döviz bürosu nerede bulabilirim?


B: There’s an exchange office just around the corner.

(derz en eks-çeync of-is cıst e-raund dı kor-nır.)

Hemen köşeyi dönünce bir döviz bürosu var. 



____________________________________________

🇬🇧 Customs

🔊 kas-tımz

🇹🇷 Gümrük, Gelenekler, Adetler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you declare your items at customs?

(did yu di-kler ol yor ay-tıms et kas-tımz?)

Eşyalarını gümrükte beyan ettin mi?


B: Yes, I declared everything at customs.

(yes, ay di-klerd ev-ri-ting et kas-tımz.)

Evet, her şeyi gümrükte beyan ettim.

Not: Gelenek veya görenek anlamında kullanıldığında genellikle cümle içerisinde farklı bağlamlarla netleşir, örneğin:

Every country has its own customs. (Her ülkenin kendi gelenekleri vardır.)


____________________________________________

🇬🇧 Landmark

🔊 lend-mark

🇹🇷 Dönüm noktası, İşaret noktası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The Eiffel Tower is a famous landmark in Paris.

(di ay-fıl tau-ır iz e fey-mıs lend-mark in pe-ris.)

Eyfel Kulesi, Paris’te ünlü bir dönüm noktasıdır.


B: Yes, it’s one of the most visited landmarks in the world.

(yes, its van ov dı most vi-zit-id lend-marks in dı vırld.)

Evet, dünyanın en çok ziyaret edilen dönüm noktalarından biridir. 


____________________________________________

🇬🇧 Importation

🔊 im-por-tey-şın

🇹🇷 İthalat, Dış alım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How has the importation of goods affected the economy this year?

(hau hez dı im-por-tey-şın ov gudz e-fek-tıd dı i-ka-nı-mi dis yiır?)

Bu yıl mal ithalatı ekonomiyi nasıl etkiledi?


B: The increase in importation has led to a trade deficit.

(dı in-kriis in im-por-tey-şın hez led tu e treyd de-fi-sit.)

İthalattaki artış, ticaret açığına yol açtı.


____________________________________________

🇬🇧 E-commerce

🔊 i ka-mırs

🇹🇷 E-ticaret, Elektronik ticaret

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How has e-commerce changed shopping habits?

(hau hez ka-mırs çeynct şa-ping he-bits?)

E-ticaret, alışveriş alışkanlıklarını nasıl değiştirdi?


B: It made everything faster and easier.

(it it meyd şa-ping fes-tır end i-zi-ır.)

Alışverişi daha hızlı ve kolay hale getirdi.


____________________________________________

🇬🇧 Unfortunately

🔊 an-for-çı-nıt-li

🇹🇷 Maalesef, Ne yazık ki

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Unfortunately, we didn’t win the game.

(an-for-çı-nıt-li, vi didınt vin dı geym.)

Maalesef, maçı kazanamadık.


B: That’s too bad. Maybe next time.

(dets tu bed. meybi neks taym.)

Çok kötü oldu. Belki bir dahaki sefere.


____________________________________________

🇬🇧 Bargain

🔊 bar-gın

🇹🇷 Pazarlık, Ucuzluk, Kelepir

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I found a great bargain at the market today.

(ay faund e greyt bar-gın et dı mar-kit tı-dey.)

Bugün pazarda harika bir kelepir buldum.


B: That’s wonderful! What did you buy?

(dets van-dır-fıl! vat did yu bay?)

Harika! Ne aldın?


____________________________________________

🇬🇧 Discount

🔊 dis-kaunt

🇹🇷 İndirim, İskonto

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there a discount on this item?

(iz der e dis-kaunt on dis ay-tım?)

Bu üründe indirim var mı?


B: Yes, we are offering a 20% discount this week.

(yes, vi ar of-ır-ing e tven-ti pör-sent dis-kaunt dis viik.)

Evet, bu hafta %20 indirim sunuyoruz.


____________________________________________

🇬🇧 All-inclusive

🔊 ol-in-kloo-siv

🇹🇷 Her şey dahil

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Does this hotel offer an all-inclusive package?

(daz dis ho-tel of-ır en ol-in-kloo-siv pak-ıc?)

Bu otel her şey dahil paket sunuyor mu?


B: Yes, all meals and drinks are included in the all-inclusive package.

(yes, ol miılz end drinks ar in-kloo-dıd in dı ol-in-kloo-siv pak-ıc.)

Evet, tüm yemekler ve içecekler her şey dahil pakete dahildir. 


____________________________________________

🇬🇧 Holiday

🔊 ho-li-dey

🇹🇷 Tatil, Bayram

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you going on holiday this summer?

(ar yu go-ing on ho-li-dey dis sa-mır?)

Bu yaz tatile gidiyor musun?


B: Yes, I’m planning a holiday to the beach.

(yes, aym plan-ing e ho-li-dey tu dı biç.)

Evet, sahile bir tatil planlıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Vacation

🔊 vey-key-şın

🇹🇷 Tatil, İzin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: When are you going on vacation?

(ven ar yu go-ing on vey-key-şın?)

Ne zaman tatile çıkıyorsun?


B: I’m planning to take a vacation next month.

(aym plan-ing tu teyk e vey-key-şın nekst manth.)

Gelecek ay tatil yapmayı planlıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Probably

🔊 pra-bı-bli

🇹🇷 Muhtemelen, Büyük ihtimalle

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Will you attend the meeting tomorrow?

(vil yu e-tend dı mi-ting tı-ma-ro?)

Yarınki toplantıya katılacak mısın?


B: Yes, I’ll probably be there.

(yes, ayl pra-bı-bli bi deyr.)

Evet, muhtemelen orada olacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Not included

🔊 nat in-kloo-dıd

🇹🇷 Dahil değil, Hariç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is breakfast not included in the room rate?

(iz brek-fıst nat in-kloo-dıd in dı rum reyt?)

Oda fiyatına kahvaltı dahil değil mi?


B: No, breakfast is not included; it costs extra.

(no, brek-fıst iz nat in-kloo-dıd; it kosts eks-trə.)

Hayır, kahvaltı dahil değil; ekstra ücrete tabidir.


____________________________________________

🇬🇧 Make a reservation

🔊 meyk e re-zır-vey-şın

🇹🇷 Rezervasyon yapmak, Yer ayırtmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’d like to make a reservation for two people at 7 PM.

(ayd layk tu meyk e re-zır-vey-şın for tu pi-pıl et sevın pi-em.)

Saat 7 için iki kişilik rezervasyon yapmak istiyorum.


B: Sure, your reservation is confirmed.

(şur, yor re-zır-vey-şın iz kan-förmd.)

Elbette, rezervasyonunuz onaylandı.


____________________________________________

🇬🇧 Book a table

🔊 buk e tey-bıl

🇹🇷 Masa rezervasyonu yapmak, Masa ayırtmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’d like to book a table for four at 7 PM.

(ayd layk tu buk e tey-bıl for for et sevın pi-em.)

Saat 7 için dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.


B: Sure, your table is booked.

(şur, yor tey-bıl iz bukt.)

Tabii, masanız ayrıldı.


____________________________________________

🇬🇧 Luggage

🔊 lag-ıc

🇹🇷 Bagaj, Valiz, Yük

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you have any luggage to check in?

(du yu hev eni lag-ıc tu çek in?)

Teslim edeceğiniz bagajınız var mı?


B: Yes, I have one suitcase as luggage.

(yes, ay hev van sutkeys ez lag-ıc.)

Evet, bir valizim var.


____________________________________________

🇬🇧 Book a room

🔊 buk e rum

🇹🇷 Oda rezervasyonu yapmak, Oda ayırtmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I need to book a room for my upcoming trip.

(ay niid tu buk e rum for may ap-kam-ing trip.)

Yaklaşan seyahatim için bir oda rezervasyonu yapmam gerekiyor.


B: Have you checked the hotel’s website to book a room?

(hev yu çekt dı ho-tels web-sayt tu buk e rum?)

Oda rezervasyonu yapmak için otelin web sitesini kontrol ettin mi? 


____________________________________________

🇬🇧 Suitcase

🔊 sut-keys

🇹🇷 Valiz, Bavul

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you packed your suitcase for the trip?

(hev yu pekt yor sut-keys for dı trip?)

Seyahat için valizini hazırladın mı?


B: Yes, my suitcase is ready to go.

(yes, may sut-keys iz redi tu go.)

Evet, valizim hazır.


____________________________________________

🇬🇧 Camping

🔊 kem-ping

🇹🇷 Kamp yapma, Kampçılık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you going camping this weekend?

(ar yu go-ing kem-ping dis vik-end?)

Bu hafta sonu kamp yapmaya gidiyor musun?


B: Yes, I love camping in the mountains.

(yes, ay lav kem-ping in dı maun-tınz.)

Evet, dağlarda kamp yapmayı seviyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Cheap

🔊 çiip

🇹🇷 Ucuz, Değersiz, Bayağı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I found a cheap flight to Paris.

(ay faund e çiip flayt tu peris.)

Paris’e ucuz bir uçuş buldum.


B: That’s great! Cheap deals are hard to come by.

(dets greyt! çiip diilz ar hard tu kam bay.)

Harika! Ucuz fırsatlar bulmak zordur. 


____________________________________________

🇬🇧 Expensive

🔊 iks-pen-siv

🇹🇷 Pahalı, Masraflı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: This restaurant is quite expensive.

(dis res-tı-rant iz kuayt iks-pen-siv.)

Bu restoran oldukça pahalı.


B: Yes, but the food is worth the price.

(yes, bat dı fuud iz vörth dı prays.)

Evet, ama yemek fiyatına değer.


____________________________________________

🇬🇧 Visit

🔊 vi-zit

🇹🇷 Ziyaret etmek, Ziyaret

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I plan to visit my grandparents this weekend.

(ay plen tu vi-zit may grand-pe-rınts dis vik-end.)

Bu hafta sonu büyükannem ve büyükbabamı ziyaret etmeyi planlıyorum.


B: That’s wonderful! They will be happy to see you.

(dets van-dır-fıl! dey vil bi he-pi tu si yu.)

Harika! Seni görmekten mutlu olacaklar.


____________________________________________

🇬🇧 Food market

🔊 fuud mar-kıt

🇹🇷 Gıda pazarı, Yiyecek pazarı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there a food market near here?

(iz der e fuud mar-kıt niır hiır?)

Buraya yakın bir gıda pazarı var mı?


B: Yes, there’s a food market around the corner.

(yes, derz e fuud mar-kıt e-raund dı kor-nır.)

Evet, hemen köşeyi dönünce bir gıda pazarı var.


____________________________________________

🇬🇧 Amusement park

🔊 a-müuz-mınt park

🇹🇷 Eğlence parkı, Lunapark

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you ever visited an amusement park before?

(hev yu vi-zi-tıd en a-müz-mınt park bi-for?)

Daha önce hiç eğlence parkına gittin mi?


B: Yes, I’ve been to many amusement parks.

(yes, ayv bin tu me-ni a-müz-mınt parks.)

Evet, birçok eğlence parkına gittim.


____________________________________________

🇬🇧 Church

🔊 çörç

🇹🇷 Kilise

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know where the nearest church is?

(du yu nov ver dı niirıst çörç iz?)

En yakın kilisenin nerede olduğunu biliyor musun?


B: Yes, there’s a church two blocks away.

(yes, derz e çörç tu bloks ı-vey.)

Evet, iki blok ötede bir kilise var.


____________________________________________

🇬🇧 Shopping mall

🔊 şa-ping mol

🇹🇷 Alışveriş merkezi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there a shopping mall nearby?

(iz der e şa-ping mol niır-bay?)

Yakınlarda bir alışveriş merkezi var mı?


B: Yes, there’s a large shopping mall across the street.

(yes, derz e larç şa-ping mol e-kros dı striit.)

Evet, caddenin karşısında büyük bir alışveriş merkezi var.


____________________________________________

🇬🇧 Cruise holiday

🔊 kruuz ha-lı-dey

🇹🇷 Gemi tatili, Deniz yolculuğu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you ever been on a cruise holiday?

(hev yu ev-ır bin on e kruuz ha-lı-dey?)

Hiç gemi tatiline çıktın mı?


B: Yes, I went on a cruise holiday last summer.

(yes, ay vent on e kruuz ha-lı-dey last sa-mır.)

Evet, geçen yaz bir gemi tatiline gittim. 


 ____________________________________________

🇬🇧 Passenger

🔊 pe-sın-cır

🇹🇷 Yolcu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How many passengers are on this flight?

(hau me-ni pe-sın-cırs ar on dis flayt?)

Bu uçuşta kaç yolcu var?


B: There are 150 passengers on board.

(der ar van han-drıd fif-ti pe-sın-cırs on bord.)

Uçakta 150 yolcu var.



____________________________________________

🇬🇧 Receipt

🔊 ri-siit

🇹🇷 Makbuz, Fiş, Alındı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could I have a receipt, please?

(kud ay hev e ri-siit pliiz?)

Makbuz alabilir miyim lütfen?


B: Sure, here’s your receipt.

(şur, hiirs yor ri-siit.)

Tabii, işte makbuzunuz.



____________________________________________

🇬🇧 Trolley

🔊 tra-li

🇹🇷 El arabası, Alışveriş arabası, Valiz arabası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you get a trolley for the luggage?

(ken yu get e tra-li for dı lag-ıc?)

Bagajlar için bir valiz arabası alır mısın?


B: Sure, I’ll bring a trolley right away.

(şur, ayl bring e tra-li rayt ı-vey.)

Tabii, hemen bir valiz arabası getireceğim.


____________________________________________

🇬🇧 Dentist

🔊 den-tist

🇹🇷 Diş hekimi, Diş doktoru

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I have a toothache, so I need to visit the dentist.

(ay hev e tuuth-eyk, so ay niid tu vi-zit dı den-tist.)

Diş ağrım var, bu yüzden diş hekimine gitmem gerekiyor.


B: You should make an appointment with the dentist soon.

(yu şud meyk e re-zır-vey-şın vit dı den-tist suun.)

Yakında diş hekiminden randevu almalısın.


____________________________________________

🇬🇧 Cough

🔊 kof

🇹🇷 Öksürmek, Öksürük

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I have a persistent cough.

(ay hev e pör-sis-tınt kof.)

Sürekli bir öksürüğüm var.


B: You should see a doctor about your cough.

(yu şud si e dak-tır e-baut yor kof.)

Öksürüğün için bir doktora görünmelisin.


____________________________________________

🇬🇧 Prefer

🔊 pri-för

🇹🇷 Tercih etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you prefer coffee or tea in the mornings?

(du yu pri-för ka-fi or ti in dı mor-nings?)

Sabahları kahveyi mi yoksa çayı mı tercih edersin?


B: I prefer coffee to tea.

(ay pri-för ka-fi tu ti.)

Kahveyi çaya tercih ederim.


____________________________________________

🇬🇧 Around

🔊 e-raund

🇹🇷 Etrafında, Çevresinde, Civarında

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there a pharmacy around here?

(iz der e far-mı-si e-raund hiır?)

Burada civarda bir eczane var mı?


B: Yes, it’s just around the corner.

(yes, its cast e-raund dı kor-nır.)

Evet, hemen köşeyi dönünce.


____________________________________________

🇬🇧 Fitting room (veya Dressing room)

🔊 fi-ting ruum

🇹🇷 Deneme kabini, Soyunma kabini

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where is the fitting room?

(eks-kyuz mi, ver iz dı fi-ting ruum?)

Affedersiniz, deneme kabini nerede?


B: The fitting room is at the back of the store.

(dı fi-ting ruum iz et dı bek ov dı stor.)

Deneme kabini mağazanın arka kısmında.

Not: “Fitting room” ifadesi, “changing room” veya “fitting room” olarak daha yaygın şekilde kullanılır.  


____________________________________________

🇬🇧 Terrible

🔊 te-rı-bıl

🇹🇷 Berbat, Korkunç, Çok kötü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How was your day?

(hau vaz yor dey?)

Günün nasıldı?


B: It was terrible; everything went wrong.

(it vaz te-rı-bıl, ev-ri-ting went rong.)

Berbattı, her şey ters gitti.


____________________________________________

🇬🇧 Delivery

🔊 di-li-vı-ri

🇹🇷 Teslimat, Dağıtım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: When will my delivery arrive?

(ven wil may di-li-vı-ri e-rayv?)

Teslimatım ne zaman gelecek?


B: Your delivery should arrive within two days.

(yor di-li-vı-ri şud e-rayv vi-tin tu deyz.)

Teslimatınız iki gün içinde ulaşacak.


____________________________________________

🇬🇧 Thirsty

🔊 thörs-ti

🇹🇷 Susamış, Susuz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like some water? You look thirsty.

(vuc yu layk sam vo-tır? yu luk thörs-ti.)

Biraz su ister misin? Susamış görünüyorsun.


B: Yes, please. I’m very thirsty.

(yes pliiz. aym ve-ri thörs-ti.)

Evet, lütfen. Çok susadım.


____________________________________________

🇬🇧 Full

🔊 ful

🇹🇷 Dolu, Tok, Tam

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like some dessert?

(vuc yu layk sam di-zört?)

Tatlı ister misin?


B: No, thank you. I’m really full.

(no tenk yu. aym ri-ı-li ful.)

Hayır, teşekkür ederim. Gerçekten tokum.


____________________________________________

🇬🇧 Gift

🔊 gift

🇹🇷 Hediye, Armağan

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you buy a gift for your sister’s birthday?

(did yu bay e gift for yor sis-tırs börth-dey?)

Kız kardeşinin doğum günü için hediye aldın mı?


B: Yes, I found the perfect gift yesterday.

(yes, ay faund dı gift yes-tır-dey.)

Evet, dün mükemmel bir hediye buldum.


____________________________________________

🇬🇧 Lovely

🔊 lav-li

🇹🇷 Güzel, Hoş, Sevimli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What a lovely dress you’re wearing today!

(vat e lav-li dres yu hev tı-dey!)

Bugün ne kadar güzel bir elbise giymişsin.


B: Thank you, that’s very kind of you.

(tenk yu, dets ve-ri kaynd ov yu.)

Teşekkür ederim, çok naziksin.


____________________________________________

🇬🇧 Cupboard

🔊 ka-bırd

🇹🇷 Dolap, Mutfak dolabı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you get a glass from the cupboard, please?

(ken yu get mi dı ka-bırd, pliiz?)

Dolaptan bir bardak alabilir misin lütfen?


B: Sure, I’ll get one for you.

(şur, ayl get van for yu.)

Tabii, sana bir tane getireyim.


____________________________________________

🇬🇧 Afford

🔊 e-ford

🇹🇷 Gücü yetmek, Maddi olarak karşılamak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think we can afford this house?

(du yu tink vi ken e-ford dis haus?)

Sence bu evi almaya maddi gücümüz yeter mi?


B: I’m not sure; it seems expensive.

(aym nat şur, its siimz iks-pen-siv.)

Emin değilim, pahalı görünüyor.



____________________________________________

🇬🇧 Bored

🔊 bord

🇹🇷 Sıkılmış, Canı sıkkın

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: You look bored. Would you like to do something fun?

(yu luk bord. vuc yu layk tu du sam-ting fan?)

Canın sıkkın görünüyor. Eğlenceli bir şey yapmak ister misin?


B: Yes, please! I’m really bored today.

(yes pliiz! aym ri-ı-li bord tı-dey.)

Evet, lütfen! Bugün gerçekten çok sıkıldım.



____________________________________________

🇬🇧 Together

🔊 tı-ge-dır

🇹🇷 Birlikte, Beraber

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like to go to the movies together this weekend?

(vuc yu layk tu go tu dı mu-viz tı-ge-dır dis vik-end?)

Bu hafta sonu birlikte sinemaya gitmek ister misin?


B: Sure, let’s go together.

(şur, lets go tı-ge-dır.)

Tabii, birlikte gidelim.


____________________________________________

🇬🇧 Famous

🔊 fey-mıs

🇹🇷 Ünlü, Meşhur

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you know that she’s a famous actress?

(did yu nov det şi iz e fey-mıs ek-trıs?)

Onun ünlü bir oyuncu olduğunu biliyor muydun?


B: Really? I didn’t know she was famous.

(ri-ı-li? ay didınt nov şi vaz fey-mıs.)

Gerçekten mi? Onun ünlü olduğunu bilmiyordum.


____________________________________________

🇬🇧 Painter

🔊 peyn-tır

🇹🇷 Ressam, Boyacı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Who’s your favorite painter?

(huz yor fey-vı-rıt peyn-tır?)

Favori ressamın kim?


B: My favorite painter is Vincent van Gogh.

(may fey-vı-rıt peyn-tır iz vin-sınt ven goh.)

Favori ressamım Vincent van Gogh.


____________________________________________

🇬🇧 Strong

🔊 strong

🇹🇷 Güçlü, Kuvvetli, Sağlam

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you lift this box? It looks heavy.

(ken yu lift dis baks? it luks he-vi.)

Bu kutuyu kaldırabilir misin? Ağır görünüyor.


B: Yes, I’m strong enough to lift it.

(yes, aym strong i-naf tu lift it.)

Evet, onu kaldıracak kadar güçlüyüm.


____________________________________________

🇬🇧 Clean

🔊 kliin

🇹🇷 Temiz, Temizlemek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you help me clean the house today?

(kud yu help mi kliin dı haus tı-dey?)

Bugün evi temizlememe yardım eder misin?


B: Sure, let’s clean it together.

(şur, lets kliin it tı-ge-dhır.)

Tabii, birlikte temizleyelim.


____________________________________________

🇬🇧 Tree

🔊 trii

🇹🇷 Ağaç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: There’s a beautiful apple tree in our garden.

(derz e byu-ti-fıl ep-ıl trii in aur gar-dın.)

Bahçemizde güzel bir elma ağacı var.


B: Really? I’d love to see that tree.

(ri-ı-li? ayd lav tu sii dı trii.)

Gerçekten mi? O ağacı görmeyi çok isterim.


____________________________________________

🇬🇧 Band

🔊 bend

🇹🇷 Grup (müzik grubu), Bando, Şerit

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you playing in a band this weekend?

(ar yu pı-ley-ing in e bend dis vik-end?)

Bu hafta sonu bir müzik grubunda çalıyor musun?


B: Yes, my band has a concert on Saturday night.

(yes, may bend hez e kan-sırt dis se-tır-dey nayt.)

Evet, grubum bu cumartesi akşamı çalacak.


____________________________________________

🇬🇧 Better

🔊 be-tır

🇹🇷 Daha iyi, Daha güzel

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you feeling better today?

(ar yu fi-ling be-tır tı-dey?)

Bugün daha iyi hissediyor musun?


B: Yes, I’m much better now, thank you.

(yes, aym maç be-tır nau.)

Evet, şimdi çok daha iyiyim.


____________________________________________

🇬🇧 Right by

🔊 rayt bay

🇹🇷 Hemen yanında, Çok yakınında

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where’s the nearest pharmacy?

(eks-kyuz mi, ver iz dı niirıst far-mı-si?)

Affedersiniz, en yakın eczane nerede?


B: It’s right by the post office.

(its rayt bay dı post of-is.)

Postanenin hemen yanında.


____________________________________________

🇬🇧 Stupid

🔊 stu-pid

🇹🇷 Aptal, Saçma, Ahmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I made a stupid mistake in the exam.

(ay meyd e stu-pid mis-teyk in dı eg-zem.)

Sınavda aptalca bir hata yaptım.


B: Don’t worry, everyone makes stupid mistakes sometimes.

(dont vör-i, ev-ri-van meyks stu-pid mis-teyks sam-taymz.)

Endişelenme, herkes bazen aptalca hatalar yapar.


____________________________________________

🇬🇧 Confused

🔊 kan-fyuuzd

🇹🇷 Kafası karışmış, Şaşkın

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m a bit confused about this question. Can you explain it again?

(aym e bit kan-fyuuzd e-baut dis kwes-çın. ken yu eks-pleyn it ı-gen?)

Bu soru hakkında biraz kafam karıştı. Tekrar açıklayabilir misin?


B: Sure, let me explain it clearly.

(şur, let mi eks-pleyn it kliir-li.)

Tabii, açıkça anlatayım.


____________________________________________

🇬🇧 Wrong

🔊 rong

🇹🇷 Yanlış, Hatalı, Ters

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I think I took the wrong bus.

(ay tink ay tuk dı rong bas.)

Sanırım yanlış otobüse bindim.


B: Really? Let’s check the map.

(ri-ı-li? lets çek dı mep.)

Gerçekten mi? Haritaya bakalım.


____________________________________________

🇬🇧 East

🔊 iist

🇹🇷 Doğu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Which direction is the hotel?

(viç day-rek-şın iz dı ho-tel?)

Otel hangi yönde?


B: It’s to the east of here.

(its tu dı iist ov hiır.)

Buradan doğu yönünde.


____________________________________________

🇬🇧 Bake

🔊 beyk

🇹🇷 Fırında pişirmek, Fırınlamak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know how to bake a cake?

(du yu nov hau tu beyk e keyk?)

Kek pişirmeyi biliyor musun?


B: Yes, I often bake cakes on weekends.

(yes, ay of-ın beyk keyks on vik-ends.)

Evet, hafta sonları sık sık kek yaparım.


____________________________________________

🇬🇧 Impatient

🔊 im-pey-şınt

🇹🇷 Sabırsız, Aceleci

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why are you so impatient today?

(vay ar yu so im-pey-şınt tı-dey?)

Neden bugün bu kadar sabırsızsın?


B: I’m impatient because the results haven’t arrived yet.

(aym im-pey-şınt bi-kaz dı ri-zalts hevınt ı-rayvd yet.)

Sabırsızım çünkü sonuçlar henüz gelmedi.


____________________________________________

🇬🇧 Jealous

🔊 ce-lıs

🇹🇷 Kıskanç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why is Sarah so jealous of your success?

(vay iz se-rı so ce-lıs ov yor sık-ses?)

Sarah neden senin başarını kıskanıyor?


B: I don’t know why she’s so jealous.

(ay dont nov vay şiiz so ce-lıs.)

Neden bu kadar kıskanç bilmiyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Use

🔊 yuuz (fiil)

🇹🇷 Kullanmak, Kullanım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can I use your phone for a second?

(ken ay yuuz yor fon pliiz?)

Telefonunu kullanabilir miyim lütfen?


B: Sure, feel free to use it.

(şur, fiıl frii tu yuuz it.)

Tabii, rahatça kullanabilirsin.


____________________________________________

🇬🇧 Quick

🔊 kuik

🇹🇷 Hızlı, Çabuk, Süratli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you give me a quick answer?

(ken yu giv mi e kuik en-sır?)

Bana hızlı bir cevap verebilir misin?


B: Sure, I’ll be quick.

(şur, ayl bi kuik.)

Tabii, hızlı olacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Secret

🔊 siik-rıt

🇹🇷 Gizli, Sır

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you keep a secret?

(ken yu kiip e siik-rıt?)

Sır tutabilir misin?


B: Of course, your secret is safe with me.

(of kors, yor siik-rıt iz seyf vit mi.)

Tabii ki, sırrın bende güvende.


____________________________________________

🇬🇧 Empty

🔊 em-ti

🇹🇷 Boş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The fridge is completely empty.

(dı friç iz em-ti.)

Buzdolabı tamamen boş.


B: We should go to the supermarket then.

(vi şud go tu dı su-pır-mar-kıt den.)

Öyleyse markete gitmeliyiz.


____________________________________________

🇬🇧 West

🔊 vest

🇹🇷 Batı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Which way is west?

(viç vey iz vest?)

Batı hangi yönde?


B: If you’re facing north, west is on your left.

(if yur fey-sing nort, vest iz on yor left.)

Yüzün kuzeye dönükse, batı sol tarafındadır.


____________________________________________

🇬🇧 Angry

🔊 engri

🇹🇷 Kızgın, Öfkeli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why are you so angry?

(vay ar yu so engri?)

Neden bu kadar kızgınsın?


B: I’m angry because someone broke my phone.

(aym engri bi-kaz sam-van brok may fon.)

Kızgınım çünkü biri telefonumu kırdı.


____________________________________________

🇬🇧 Appointment

🔊 e-poynt-mınt

🇹🇷 Randevu, Görüşme

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you have an appointment with the doctor today?

(du yu hev en e-poynt-mınt vit dı dak-tır tı-dey?)

Bugün doktorla randevun var mı?


B: Yes, my appointment is at 3 o’clock.

(yes, may e-poynt-mınt iz et thrii ı-klak.)

Evet, randevum saat üçte.


____________________________________________

🇬🇧 Spend

🔊 spend

🇹🇷 Harcamak, Geçirmek (zaman)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How much money did you spend yesterday?

(hau maç ma-ni did yu spend yes-tır-dey?)

Dün ne kadar para harcadın?


B: I didn’t spend much, only twenty dollars.

(ay didınt spend maç, on-li tven-ti da-lırs.)

Çok harcamadım, yalnızca yirmi dolar.


____________________________________________

🇬🇧 Patient

🔊 pey-şınt

🇹🇷 Hasta, Sabırlı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The doctor is examining a patient right now.

(dı dak-tır iz eg-ze-mı-ning e pey-şınt rayt nau.)

Doktor şu anda bir hastayı muayene ediyor.


B: No problem, I can be patient and wait.

(no prab-lım, ay ken bi pey-şınt end veyt.)

Sorun değil, sabırlı olup bekleyebilirim.


____________________________________________

🇬🇧 Talk about

🔊 took e-baut

🇹🇷 Hakkında konuşmak, Bahsetmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What do you want to talk about today?

(vat du yu vant tu took e-baut tı-dey?)

Bugün ne hakkında konuşmak istersin?


B: Let’s talk about our weekend plans.

(lets took e-baut aur vik-end plenz.)

Hafta sonu planlarımız hakkında konuşalım.


____________________________________________

🇬🇧 Raw

🔊 ra

🇹🇷 Çiğ, İşlenmemiş, Ham

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you eat raw fish?

(du yu iit ra fiş?)

Çiğ balık yer misin?


B: No, I don’t like raw food at all.

(no, ay dont layk ra fuud et ol.)

Hayır, çiğ yiyecekleri hiç sevmiyorum.


____________________________________________

🇬🇧 I wonder

🔊 ay van-dır

🇹🇷 Merak ediyorum, Acaba

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I wonder if it’s going to rain today.

(ay van-dır if its go-ing tu reyn tı-dey.)

Acaba bugün yağmur yağacak mı merak ediyorum.


B: It looks cloudy, so it might.

(it luks klau-di, so it mayt.)

Bulutlu görünüyor, olabilir.


____________________________________________

🇬🇧 Hope

🔊 hoop

🇹🇷 Umut etmek, Ummak, Ümit etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I hope you feel better soon.

(ay hoop yu fiıl be-tır suun.)

Umarım yakında daha iyi hissedersin.


B: Thank you, I hope so too.

(tenk yu, ay hoop so tuu.)

Teşekkür ederim, ben de öyle umuyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Self-confident

🔊 self kan-fı-dınt

🇹🇷 Kendine güvenen, Özgüvenli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: She looks very self-confident on stage.

(şi luks ve-ri self kan-fı-dınt on steyc.)

Sahnede çok özgüvenli görünüyor.


B: Yes, she’s always been self-confident.

(yes, şiiz ol-veyz bin self kan-fı-dınt.)

Evet, o her zaman kendine güvenmiştir.


____________________________________________

🇬🇧 Honest

🔊 a-nıst

🇹🇷 Dürüst, Güvenilir

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think he’s being honest with us?

(du yu tink hi iz bi-ing a-nıst vit as?)

Sence bize karşı dürüst mü davranıyor?


B: Yes, I believe he’s an honest person.

(yes, ay bi-liiv hi iz en a-nıst pör-sın.)

Evet, onun dürüst bir kişi olduğuna inanıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Ambitious

🔊 em-bi-şıs

🇹🇷 Hırslı, Azimli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: He’s a very ambitious person; he works hard to succeed.

(hi iz e ve-ri em-bi-şıs pör-sın; hi vörks hard.)

O çok hırslı birisi.


B: Yes, his ambitious nature will help him succeed.

(yes, hiz em-bi-şıs ne-çır vil help him sak-siid.)

Evet, onun hırslı yapısı başarılı olmasına yardım edecek.


____________________________________________

🇬🇧 Modest

🔊 ma-dıst

🇹🇷 Mütevazı, Alçak gönüllü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: She’s very successful, but she’s still so modest.

(şiiz ve-ri sək-ses-fıl, bat şiiz stil so ma-dıst.)

O çok başarılı ama hâlâ çok mütevazı.


B: Yes, everyone appreciates her modest attitude.

(yes, ev-ri-van ə-pri-şi-yeyts hör ma-dıst e-ti-tüud.)

Evet, herkes onun mütevazı tavrını takdir ediyor.


____________________________________________

🇬🇧 Patient

🔊 pey-şınt

🇹🇷 Sabırlı; Hasta

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Please be patient, the doctor will see you soon.

(pliiz bi pey-şınt, dı dak-tır wil sii yu suun.)

Lütfen sabırlı olun, doktor sizi birazdan görecek.


B: Don’t worry, I can be patient and wait.

(dont vör-i, ay ken bi pey-şınt end veyt.)

Merak etme, sabırlı olup bekleyebilirim.


____________________________________________

🇬🇧 Impatient

🔊 im-pey-şınt

🇹🇷 Sabırsız, Aceleci

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Why are you so impatient? The bus will arrive soon.

(vay ar yu so im-pey-şınt?)

Neden bu kadar sabırsızsın?


B: Sorry, I’m just feeling impatient because we’re running late.

(sor-i, aym cast fi-ling im-pey-şınt bi-kaz vi ar ran-ing leyt.)

Üzgünüm, sadece geciktiğimiz için sabırsızlanıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Lazy

🔊 ley-zi

🇹🇷 Tembel, Üşengeç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I feel lazy today; I don’t want to do anything.

(ay fiıl ley-zi tı-dey; ay dont vant tu du e-ni-ting.)

Bugün kendimi tembel hissediyorum; hiçbir şey yapmak istemiyorum.


B: Come on, don’t be lazy! Let’s go for a walk.

(kam an, dont bi ley-zi! lets go for e vok.)

Hadi ama tembellik etme! Yürüyüşe çıkalım.


____________________________________________

🇬🇧 Cut

🔊 kat

🇹🇷 Kesmek, Kesik

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you cut the bread, please?

(kud yu kat dı bred, pliiz?)

Ekmeği kesebilir misin, lütfen?


B: Sure, I’ll cut it right away.

(şur, ayl kat it rayt ı-vey.)

Tabii, hemen kesiyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Chop

🔊 çap

🇹🇷 Doğramak, Kesmek, İnce ince kesmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you chop the vegetables for the salad?

(ken yu çap dı vec-tı-bıls for dı se-lıd?)

Salata için sebzeleri doğrayabilir misin?


B: Sure, I’ll chop them now.

(şur, ayl çap dem nau.)

Tabii, onları şimdi doğrayacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Fry

🔊 fray

🇹🇷 Kızartmak, Tavada pişirmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know how to fry potatoes?

(du yu nov hau tu fray pı-tey-toz?)

Patates kızartmayı biliyor musun?


B: Yes, I’ll fry some for dinner tonight.

(yes, ayl fray sam for di-nır tı-nayt.)

Evet, bu akşam yemeği için biraz kızartacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Well done

🔊 vel dan

🇹🇷 Aferin, İyi iş çıkardın, Tebrikler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I passed my driving test!

(ay pest may dray-ving test!)

Ehliyet sınavımı geçtim!


B: Well done! I’m proud of you.

(vel dan! aym praud ov yu.)

Aferin! Seninle gurur duyuyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Pour

🔊 por

🇹🇷 Dökmek, Boşaltmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you pour me some coffee, please?

(kud yu por mi sam ka-fi pliiz?)

Lütfen bana biraz kahve koyabilir misin?


B: Of course, I’ll pour you a cup right now.

(of kors, ayl por yu e kap rayt nau.)

Tabii ki, hemen sana bir fincan koyayım.


____________________________________________

🇬🇧 Junk food

🔊 cank fuud

🇹🇷 Abur cubur, Sağlıksız yiyecek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you often eat junk food?

(du yu of-ın iit cank fuud?)

Sık sık sağlıksız yiyecekler yer misin?


B: I try not to eat too much junk food.

(ay tray nat tu iit tu maç cank fuud.)

Çok fazla abur cubur yememeye çalışıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Slice

🔊 slays

🇹🇷 Dilim, Dilimlemek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you give me a slice of pizza?

(ken yu giv mi e slays ov pi-za?)

Bana bir dilim pizza verebilir misin?


B: Sure, here’s your slice.

(şur, hiirs yor slays.)

Tabii, işte senin dilimin.


____________________________________________

🇬🇧 Minced meat

🔊 minst miit

🇹🇷 Kıyma

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you buy some minced meat from the market?

(kud yu bay sam minst miit from dı mar-kıt?)

Kasaptan biraz kıyma alabilir misin?


B: Sure, I’ll get the minced meat on my way home.

(şur, ayl get dı minst miit on may vey hom.)

Tabii, eve gelirken kıymayı alırım.


____________________________________________

🇬🇧 Add

🔊 ed

🇹🇷 Eklemek, İlave etmek, Katmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you add some salt to the soup?

(ken yu ed sam solt tu dı suup?)

Çorbaya biraz tuz ekleyebilir misin?


B: Sure, I’ll add it now.

(şur, ayl ed it nau.)

Tabii, şimdi ekliyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Healthy food

🔊 hel-ti fuud

🇹🇷 Sağlıklı yiyecek, Sağlıklı besin

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you prefer healthy food or fast food?

(du yu pri-för hel-ti fuud or fest fuud?)

Sağlıklı yiyecekleri mi yoksa fast food’u mu tercih edersin?


B: I always try to eat healthy food.

(ay ol-veyz tray tu iit hel-ti fuud.)

Her zaman sağlıklı yiyecekler yemeye çalışırım.


____________________________________________

🇬🇧 Stir

🔊 stör

🇹🇷 Karıştırmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you stir the soup, please?

(ken yu stör dı suup pliiz?)

Çorbayı karıştırabilir misin lütfen?


B: Sure, I’ll stir it right away.

(şur, ayl stör it rayt ı-vey.)

Tabii, hemen karıştırıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Ingredients

🔊 in-gri-di-yınts

🇹🇷 Malzemeler, İçindekiler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do we have all the ingredients for the cake?

(du vi hev ol dı in-gri-di-ınts for dı keyk?)

Kek için gerekli tüm malzemeler bizde var mı?


B: Let me check the ingredients list first.

(let mi çek dı in-gri-di-ınts först.)

Önce malzeme listesini kontrol edeyim.


____________________________________________

🇬🇧 Recipe

🔊 re-sı-pi

🇹🇷 Tarif, Yemek tarifi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you share your cake recipe with me?

(ken yu şer yor keyk re-sı-pi vit mi?)

Kek tarifini benimle paylaşır mısın?


B: Of course! I’ll send you the recipe now.

(of kors, ayl send yu dı re-sı-pi nau.)

Elbette! Tarifi şimdi gönderiyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Oil

🔊 o-yıl

🇹🇷 Yağ, Sıvı yağ, Petrol

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do we have enough oil for frying potatoes?

(du vi hev i-naf o-yıl for fray-ing pı-tey-toz?)

Patates kızartmak için yeterli yağımız var mı?


B: Yes, there is a full bottle of oil in the cupboard.

(yes, der iz e ful ba-tıl ov o-yıl in dı ka-bırd.)

Evet, dolapta dolu bir şişe yağ var.


____________________________________________

🇬🇧 Butter

🔊 ba-tır

🇹🇷 Tereyağı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you pass me the butter, please?

(kud yu pes mi dı ba-tır pliiz?)

Tereyağını uzatır mısın lütfen?


B: Sure, here’s the butter.

(şur, hiırs yor ba-tır.)

Tabii, işte tereyağı.


____________________________________________

🇬🇧 Peel

🔊 pi-ıl

🇹🇷 Soymak (kabuk), Kabuk

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you peel the potatoes, please?

(kud yu pi-ıl dı pı-tey-toz pliiz?)

Patatesleri soyabilir misin lütfen?


B: Sure, I’ll peel them right now.

(şur, ayl pi-ıl dem rayt nau.)

Tabii, hemen soyacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Mashed potatoes

🔊 meşt pı-tey-toz

🇹🇷 Patates püresi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like mashed potatoes with your steak?

(du yu layk meşt pı-tey-toz vit yor steyk?)

Biftekle birlikte patates püresi sever misin?


B: Yes, I love mashed potatoes!

(yes, ay lav meşt pı-tey-toz!)

Evet, patates püresine bayılırım!


____________________________________________

🇬🇧 Flour

🔊 flau-ır

🇹🇷 Un

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How much flour do we need for the cake?

(hau maç flau-ır du vi niid for dı keyk?)

Kek için ne kadar una ihtiyacımız var?


B: We need two cups of flour.

(vi niid tu kaps ov flau-ır.)

İki fincan una ihtiyacımız var.


____________________________________________

🇬🇧 Spinach

🔊 sı-pi-niç

🇹🇷 Ispanak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like spinach salad?

(du yu layk sı-pi-niç se-lıd?)

Ispanak salatasını sever misin?


B: Yes, spinach salad is my favorite.

(yes, sı-pi-niç se-lıd iz may fey-vı-rıt.)

Evet, ıspanak salatası benim favorimdir.


____________________________________________

🇬🇧 Chickpeas

🔊 çik-piiz

🇹🇷 Nohut

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like eating chickpeas?

(du yu layk i-ting çik-piiz?)

Nohut yemeyi sever misin?


B: Yes, especially chickpea salad is delicious.

(yes, çik-pii se-lıd iz di-li-şıs.)

Evet, özellikle nohut salatası çok lezzetlidir.


____________________________________________

🇬🇧 Leek

🔊 liik

🇹🇷 Pırasa

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you add leeks to the soup?

(did yu ed liiks tu dı suup?)

Çorbaya pırasa ekledin mi?


B: Yes, the soup has leeks and potatoes.

(yes, dı suup hez liiks end pı-tey-toz.)

Evet, çorbada pırasa ve patates var.


____________________________________________

🇬🇧 Broccoli

🔊 bra-kı-li

🇹🇷 Brokoli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you want some broccoli with your dinner?

(du yu vant sam bra-kı-li vit yor di-nır?)

Akşam yemeğinde biraz brokoli ister misin?


B: Yes, steamed broccoli would be great.

(yes, stiimd bra-kı-li vud bi greyt.)

Evet, buharda pişmiş brokoli harika olur.


____________________________________________

🇬🇧 Parsley

🔊 pars-li

🇹🇷 Maydanoz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you chop some parsley for the salad?

(ken yu çap sam pars-li for dı se-lıd?)

Salata için biraz maydanoz doğrayabilir misin?


B: Sure, I’ll add fresh parsley right away.

(şur, ayl ed freş pars-li rayt ı-vey.)

Tabii, hemen taze maydanoz ekliyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Basil

🔊 be-zıl

🇹🇷 Fesleğen

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you put some basil in the pasta?

(did yu put sam be-zıl in dı pas-tı?)

Makarnaya biraz fesleğen koydun mu?


B: Yes, fresh basil makes it taste better.

(yes, freş be-zıl meyks it teyst be-tır.)

Evet, taze fesleğen tadını güzelleştiriyor.


____________________________________________

🇬🇧 Serve

🔊 sörv

🇹🇷 Servis yapmak, Hizmet etmek, Sunmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can I serve the dessert now?

(ken ay sörv dı-zört nau?)

Tatlıyı şimdi servis edebilir miyim?


B: Yes, please serve it after dinner.

(yes, pliiz sörv it ef-tır di-nır.)

Evet, lütfen akşam yemeğinden sonra servis et.


____________________________________________

🇬🇧 Squeeze

🔊 sıkuiiz

🇹🇷 Sıkmak (limon vb.), Sıkıştırmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you squeeze some lemon into my tea?

(kud yu sıkuiiz sam le-mın in-tu may tii?)

Çayıma biraz limon sıkabilir misin?


B: Sure, I’ll squeeze it now.

(şur, ayl sıkuiiz it nau.)

Tabii, hemen sıkıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Melt

🔊 melt

🇹🇷 Eritmek, Erimek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you melt the butter for me?

(kud yu melt dı ba-tır for mi?)

Benim için tereyağını eritebilir misin?


B: Sure, I’ll melt it in the pan.

(şur, ayl melt it in dı pan.)

Tabii, hemen tereyağını eriteyim.


____________________________________________

🇬🇧 Scrambled eggs

🔊 skrem-bıld egz

🇹🇷 Çırpılmış yumurta, Sahanda yumurta

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like scrambled eggs for breakfast?

(vuc yu layk sam skrem-bıld egz for brek-fıst?)

Kahvaltıda çırpılmış yumurta ister misin?


B: Yes, please. I love scrambled eggs.

(yes, pliiz. ay lav skrem-bıld egz.)

Evet, lütfen. Çırpılmış yumurtayı çok severim.


____________________________________________

🇬🇧 Carrot

🔊 ke-rıt

🇹🇷 Havuç

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you chop some carrots for the soup?

(ken yu çap sam ke-rıts for dı suup?)

Çorba için biraz havuç doğrayabilir misin?


B: Of course, I’ll peel and chop the carrots right now.

(of kors, ayl pi-ıl end çap dı ke-rıts rayt nau.)

Tabii ki, hemen havuçları soyup doğrayacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Pumpkin

🔊 pamp-kın

🇹🇷 Kabak, Bal kabağı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know how to cook a pumpkin pie?

(du yu nov hau tu kuk e pamp-kın pay?)

Bal kabağı turtası pişirmeyi biliyor musun?


B: Yes, my grandmother taught me how to make pumpkin pie.

(yes, may grand-ma-dhır tot mi hau tu meyk pamp-kın pay.)

Evet, büyükannem bal kabağı turtası yapmayı öğretti bana.


____________________________________________

🇬🇧 Onion

🔊 an-yın

🇹🇷 Soğan

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you chop an onion for the salad?

(kud yu çap en an-yın for dı se-lıd?)

Salata için bir soğan doğrayabilir misin?


B: Sure, I’ll chop the onion right away.

(şur, ayl çap dı an-yın rayt ı-vey.)

Tabii, hemen soğanı doğruyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Garlic

🔊 gar-lik

🇹🇷 Sarımsak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you peel the garlic for me?

(kud yu pi-ıl dı gar-lik for mi?)

Benim için sarımsakları soyabilir misin?


B: Sure, how many cloves of garlic do you need?

(şur, hau me-ni klovz ov gar-lik du yu niid?)

Tabii, kaç diş sarımsak istiyorsun?


____________________________________________

🇬🇧 Sour

🔊 sau-ır

🇹🇷 Ekşi, Mayhoş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: These apples taste very sour.

(diiz ep-ıls teyst ve-ri sau-ır.)

Bu elmalar çok ekşi.


B: Yes, they’re too sour for me too.

(yes, deyr tu sau-ır for mi tu.)

Evet, benim için de çok ekşiler.


____________________________________________

🇬🇧 Sweet

🔊 sviit

🇹🇷 Tatlı, Şekerli, Hoş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like something sweet after dinner?

(vuc yu layk sam-ting sviit ef-tır di-nır?)

Akşam yemeğinden sonra tatlı bir şey ister misin?


B: Yes, chocolate cake would be sweet.

(yes, ça-kı-lıt keyk vud bi sviit.)

Evet, çikolatalı kek harika olur.


____________________________________________

🇬🇧 Spicy

🔊 sı-pay-si

🇹🇷 Baharatlı, Acılı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like spicy food?

(du yu layk sı-pay-si fuud?)

Baharatlı yiyecekleri sever misin?


B: Yes, but not too spicy.

(yes, bat nat tu sı-pay-si.)

Evet, ama çok acı değil.


____________________________________________

🇬🇧 Almond

🔊 e-mınd

🇹🇷 Badem

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like almonds in your cake?

(du yu layk e-mındz in yor keyk?)

Kekinde badem sever misin?


B: Yes, I love cakes with almonds.

(yes, ay lav keyks vit e-mındz.)

Evet, bademli kekleri severim.


____________________________________________

🇬🇧 Walnut

🔊 vol-nat

🇹🇷 Ceviz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you add some walnuts to the cake?

(ken yu ed sam vol-nats tu dı keyk?)

Keke biraz ceviz ekleyebilir misin?


B: Sure, I’ll put some chopped walnuts in it.

(şur, ayl put sam çapt vol-nats in it.)

Tabii, içine biraz doğranmış ceviz koyacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Asparagus

🔊 es-per-ı-gıs

🇹🇷 Kuşkonmaz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you ever tried grilled asparagus?

(hev yu ev-ır trayd grild es-pe-rı-gıs?)

Hiç ızgara kuşkonmaz denedin mi?


B: Yes, grilled asparagus is delicious.

(yes, grild es-pe-rı-gıs iz di-li-şıs.)

Evet, ızgara kuşkonmaz çok lezzetli.


____________________________________________

🇬🇧 Okra

🔊 o-kra

🇹🇷 Bamya

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like eating okra?

(du yu layk i-ting o-kra?)

Bamya yemeyi sever misin?


B: Yes, especially fried okra tastes delicious.

(yes, es-pe-şı-li frayd o-kra iz di-li-şıs.)

Evet, özellikle kızarmış bamya çok lezzetlidir.


____________________________________________

🇬🇧 Trolley

🔊 tra-li

🇹🇷 Alışveriş arabası, El arabası, Valiz arabası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you get a trolley for our luggage?

(ken yu get e tra-li for aur lag-ıc?)

Bagajımız için bir valiz arabası alabilir misin?


B: Sure, I’ll bring a trolley right away.

(şur, ayl bring e tra-li rayt ı-vey.)

Tabii, hemen bir valiz arabası getiriyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Sales

🔊 seylz

🇹🇷 Satışlar, İndirimli satışlar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are there any sales in the stores now?

(ar der e-ni seylz in dı storz nau?)

Şu anda mağazalarda indirim var mı?


B: Yes, many stores have sales this week.

(yes, me-ni stors hev seylz dis viik.)

Evet, bu hafta birçok mağazada indirim var.


____________________________________________

🇬🇧 Not yet

🔊 nat yet

🇹🇷 Henüz değil, Daha değil

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Have you finished your homework?

(hev yu fi-nişt yor hom-vörk?)

Ödevini bitirdin mi?


B: Not yet, I need a few more minutes.

(nat yet, ay niid e fyu mor mi-nıts.)

Henüz değil, birkaç dakikaya daha ihtiyacım var.


____________________________________________

🇬🇧 Return

🔊 ri-törn

🇹🇷 Geri dönmek, İade etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: When will you return from your holiday?

(ven vil yu ri-törn from yor ha-lı-dey?)

Tatilden ne zaman döneceksin?


B: I’ll return next Sunday.

(ayl ri-törn nekst san-dey.)

Gelecek pazar döneceğim.


____________________________________________

🇬🇧 Liquid

🔊 li-kuit

🇹🇷 Sıvı, Akıcı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is shampoo considered a liquid on airplanes?

(iz şem-puu kın-si-dırd e li-kuit on eır-pleynz?)

Şampuan uçakta sıvı sayılır mı?


B: Yes, shampoo is classified as a liquid.

(yes, şem-puu iz kın-si-dırd e li-kuit.)

Evet, şampuan uçakta sıvı olarak kabul edilir.


____________________________________________

🇬🇧 Secure

🔊 si-kyur

🇹🇷 Güvenli, Emin, Sağlam

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is this website secure for online shopping?

(iz dis veb-sayt si-kyur for on-layn şa-ping?)

Bu web sitesi çevrimiçi alışveriş için güvenli mi?


B: Yes, it’s completely secure.

(yes, its kım-plit-li si-kyur.)

Evet, tamamen güvenli.


____________________________________________

🇬🇧 Headphone

🔊 hed-fon

🇹🇷 Kulaklık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can I borrow your headphones for a while?

(ken ay borov yor hed-fonz for e vayl?)

Kulaklıklarını biraz ödünç alabilir miyim?


B: Sure, you can use my headphones.

(şur, yu ken yuuz may hed-fonz.)

Tabii, kulaklıklarımı kullanabilirsin.


____________________________________________

🇬🇧 Beverage 

🔊 bev-rıc

🇹🇷 İçecek, Meşrubat

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like a hot or cold beverage?

(vuc yu layk e hat or kold bev-rıc?)

Sıcak mı yoksa soğuk bir içecek mi istersin?


B: A cold beverage would be great, thank you.

(e kold bev-rıc vud bi greyt, tenk yu.)

Soğuk bir içecek harika olur, teşekkür ederim.


____________________________________________

🇬🇧 Grapes

🔊 greps

🇹🇷 Üzüm

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you buy some fresh grapes from the market?

(ken yu bay sam freş greyps from dı mar-kıt?)

Pazardan biraz taze üzüm alabilir misin?


B: Sure, I’ll get the grapes right away.

(şur, ayl get sam greyps rayt ı-vey.)

Tabii, hemen üzüm alacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Repair

🔊 ri-per

🇹🇷 Tamir etmek, Onarmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you repair my computer?

(ken yu ri-per may kım-pyu-tır?)

Bilgisayarımı tamir edebilir misin?


B: Sure, I’ll try to repair it today.

(şur, ayl tray tu ri-per it tı-dey.)

Tabii, bugün tamir etmeye çalışacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Licence (Amerikan İngilizcesinde: License)

🔊 lay-sıns

🇹🇷 Lisans, Ruhsat, Ehliyet

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you have a driving license?

(du yu hev e dray-ving lay-sıns?)

Ehliyetin var mı?


B: Yes, I got my license last year.

(yes, ay gat may lay-sıns lest yiır.)

Evet, ehliyetimi geçen yıl aldım.


____________________________________________

🇬🇧 Drop

🔊 drap

🇹🇷 Düşürmek, Bırakmak, Damla

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Be careful not to drop the glass.

(bi ker-fıl nat tu drap dı gles.)

Bardağı düşürmemeye dikkat et.


B: Don’t worry, I won’t drop it.

(dont vör-i, ay vont drap it.)

Endişelenme, düşürmeyeceğim.


____________________________________________

🇬🇧 South

🔊 sauth

🇹🇷 Güney

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Which way is south from here?

(viç vey iz sauth from hiır?)

Buradan güney hangi tarafta?


B: South is behind you.

(sauth iz bi-haynd yu.)

Güney yönü arkanda kalıyor.


____________________________________________

🇬🇧 Included

🔊 in-klu-dıd

🇹🇷 Dahil, İçinde

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is breakfast included in the price?

(iz brek-fıst in-klu-dıd in dı prays?)

Fiyata kahvaltı dahil mi?


B: Yes, breakfast is included.

(yes, brek-fıst iz in-klu-dıd.)

Evet, kahvaltı dahildir.


____________________________________________

🇬🇧 Tasty

🔊 teys-ti

🇹🇷 Lezzetli, Tadına doyulmaz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The cake you made is really tasty!

(dı keyk yu meyd iz ri-ı-li teys-ti!)

Yaptığın kek gerçekten çok lezzetli olmuş!


B: Thank you, I’m glad you find it tasty.

(tenk yu, aym gled yu faynd it teys-ti.)

Teşekkür ederim, beğenmene sevindim.


____________________________________________

🇬🇧 Actually

🔊 ek-çu-ı-li

🇹🇷 Aslında, Gerçekte

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you finish the report yesterday?

(did yu finişt yor ri-port yes-tır-dey?)

Dün raporu bitirdin mi?


B: Actually, I haven’t finished it yet.

(ek-çu-ı-li, ay hevınt fi-nişt it yet.)

Aslında henüz bitirmedim.


____________________________________________

🇬🇧 Crowded

🔊 kı-rau-dıd

🇹🇷 Kalabalık, Tıklım tıklım

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The shopping mall is very crowded today.

(dı şa-ping mol iz ve-ri kı-rau-dıd tı-dey.)

Alışveriş merkezi bugün çok kalabalık.


B: Yes, weekends are always crowded here.

(yes, vik-ends ar ol-veyz kı-rau-dıd hiır.)

Evet, hafta sonları burası hep kalabalık oluyor.


____________________________________________

🇬🇧 Remember

🔊 ri-mem-bır

🇹🇷 Hatırlamak, Anımsamak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you remember her name?

(du yu ri-mem-bır hör neym?)

Onun adını hatırlıyor musun?


B: Sorry, I can’t remember it right now.

(sor-i, ay kent ri-mem-bır it rayt nau.)

Üzgünüm, şu anda hatırlayamıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Pass

🔊 pes

🇹🇷 Geçmek, Uzatmak (vermek)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you pass me the salt, please?

(kud yu pes mi dı solt pliiz?)

Tuzu uzatabilir misin lütfen?


B: Sure, here you are.

(şur, hiırs yor pes.)

Elbette, buyur.


____________________________________________

🇬🇧 Bowl

🔊 bol

🇹🇷 Kase, Çanak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you give me a bowl for the soup?

(ken yu giv mi e bol for dı suup?)

Çorba için bana bir kase verebilir misin?


B: Sure, here’s a clean bowl.

(şur, hiırs e kliin bol.)

Tabii, işte temiz bir kase.


____________________________________________

🇬🇧 Amazing

🔊 e-mey-zing

🇹🇷 Harika, Şaşırtıcı, İnanılmaz

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Your performance was really amazing!

(yor pör-for-mıns vaz ri-ı-li e-mey-zing!)

Performansın gerçekten harikaydı!


B: Thank you, that’s so kind of you.

(tenk yu, dets so kaynd ov yu.)

Teşekkür ederim, çok naziksin.


____________________________________________

🇬🇧 Another

🔊 e-na-dhır

🇹🇷 Bir başka, Bir diğer, Bir tane daha

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can I have another slice of cake?

(ken ay hev e-na-dhır slays ov keyk?)

Bir dilim daha kek alabilir miyim?


B: Of course, I’ll bring you another slice.

(of kors, ayl bring yu e-na-dhır slays.)

Tabii, sana bir dilim daha getireyim.


____________________________________________

🇬🇧 Take

🔊 teyk

🇹🇷 Almak, Götürmek, Çekmek (fotoğraf)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you take this book to Sarah?

(kud yu teyk dis buk tu se-rı?)

Bu kitabı Sarah’ya götürebilir misin?


B: Sure, I’ll take it to her now.

(şur, ayl teyk it tu hör nau.)

Tabii, onu şimdi ona götürüyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Plate

🔊 pleyt

🇹🇷 Tabak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you hand me a plate, please?

(kud yu hend mi e pleyt pliiz?)

Bana bir tabak uzatabilir misin lütfen?


B: Sure, here’s your plate.

(şur, hiırs yor pleyt.)

Tabii, işte tabağın.


____________________________________________

🇬🇧 Toe

🔊 to

🇹🇷 Ayak parmağı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Ouch! I just hit my toe.

(auç! ay cast hit may to.)

Ah! Az önce ayak parmağımı çarptım.


B: Are you okay? Which toe did you hurt?

(ar yu o-key? viç to did yu hört?)

İyi misin? Hangi ayak parmağını incittin?


____________________________________________

🇬🇧 Stomach

🔊 sı-ta-mık

🇹🇷 Mide, Karın

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: My stomach hurts; maybe I ate too much.

(may sı-ta-mık hörts; mey-bi ay eyt tu maç.)

Midem ağrıyor; belki fazla yedim.


B: You should rest if your stomach is bothering you.

(yu şud rest, yor sı-ta-mık hörts.)

Dinlenmelisin; miden rahatsızsa.


____________________________________________

🇬🇧 Neck

🔊 nek

🇹🇷 Boyun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I have a pain in my neck today.

(ay hev e peyn in may nek tı-dey.)

Bugün boynum ağrıyor.


B: Maybe you slept in a bad position.

(mey-bi yu slept in e bed po-zi-şın.)

Belki kötü bir pozisyonda uyumuşsundur.


____________________________________________

🇬🇧 Back

🔊 bek

🇹🇷 Sırt, Arka, Geri

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I have a pain in my back today.

(ay hev e peyn in may bek tı-dey.)

Bugün sırtım ağrıyor.


B: You should see a doctor if your back still hurts tomorrow.

(yu şud sii e dak-tır if yor bek stil hörts tı-ma-ro.)

Eğer sırtın yarın hâlâ ağrırsa doktora görünmelisin.


____________________________________________

🇬🇧 Leave

🔊 liiv

🇹🇷 Ayrılmak, Gitmek, Bırakmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What time does your flight leave?

(vat taym daz yor flayt liiv?)

Uçağın saat kaçta kalkıyor?


B: It will leave at 6 p.m.

(it vil liiv et siks pi-em.)

Saat 6’da kalkacak.


____________________________________________

🇬🇧 Skip

🔊 skip

🇹🇷 Atlamak, Geçmek, Pas geçmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Should we skip this question?

(şud vi skip dis kwes-çın?)

Bu soruyu atlayalım mı?


B: Yes, let’s skip it for now.

(yes, lets skip it for nau.)

Evet, şimdilik bunu geçelim.


____________________________________________

🇬🇧 May

🔊 mey

🇹🇷 -ebilir (izin veya olasılık bildirir), mümkün olmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: May I borrow your pen, please?

(mey ay ba-rov yor pen pliiz?)

Kalemini ödünç alabilir miyim, lütfen?


B: Yes, you may. Here you go.

(yes, yu mey. hiır yu go.)

Evet, alabilirsin. Buyur.


____________________________________________

🇬🇧 Disease

🔊 di-ziiz

🇹🇷 Hastalık, Rahatsızlık

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What kind of disease does he have?

(vat kaynd ov di-ziiz daz hi hev?)

Onun ne tür bir hastalığı var?


B: He has a heart disease.

(hi hez e hart di-ziiz.)

Onun bir kalp rahatsızlığı var.


____________________________________________

🇬🇧 Diabetes

🔊 day-ı-bi-tiz

🇹🇷 Şeker hastalığı, Diyabet

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Does your father have diabetes?

(daz yor fa-dhır hev day-ı-bi-tiz?)

Baban şeker hastası mı?


B: Yes, he was diagnosed with diabetes last year.

(yes, hi vaz dayg-nozd vit day-ı-bi-tiz lest yiır.)

Evet, geçen yıl ona şeker hastalığı teşhisi kondu.


____________________________________________

🇬🇧 Muscles

🔊 ma-sıls

🇹🇷 Kaslar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: My muscles are sore after exercising yesterday.

(may ma-sıls ar sor ef-tır ek-sır-say-zing yes-tır-dey.)

Dünkü egzersizden sonra kaslarım ağrıyor.


B: That’s normal. Your muscles will feel better soon.

(dets nor-mıl. yor ma-sıls vil fiıl be-tır suun.)

Bu normal. Kasların yakında daha iyi hissedecek.


____________________________________________

🇬🇧 Scientist

🔊 say-ın-tist

🇹🇷 Bilim insanı, Bilim adamı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know any famous scientists?

(du yu nov e-ni fey-mıs say-ın-tists?)

Ünlü bir bilim insanı tanıyor musun?


B: Yes, Einstein was a brilliant scientist.

(yes, ayn-ştayn vaz e bri-li-yınt say-ın-tist.)

Evet, Einstein çok parlak bir bilim insanıydı.


____________________________________________

🇬🇧 However

🔊 hau-ev-ır

🇹🇷 Ancak, Bununla birlikte, Yine de

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: The movie was long; however, it was very interesting.

(dı mu-vi vaz kam-pliit-li long, hau-ev-ır it vaz ve-ri in-te-res-ting.)

Film oldukça uzundu, ancak çok ilginçti.


B: I agree; however, I still felt bored at times.

(ay e-grii, hau-ev-ır ay stil felt bord et taymz.)

Katılıyorum; ancak yine de bazen sıkıldım.


____________________________________________

🇬🇧 No one else

🔊 no van els

🇹🇷 Başka hiç kimse, Başka biri değil

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there no one else here?

(iz der no van els hiır?)

Başka kimse yok mu burada?


B: No one else came; it’s just you and me.

(no van els keym, its cast yu end mi.)

Başka hiç kimse gelmedi, sadece sen ve ben varız.


____________________________________________

🇬🇧 No one

🔊 no van

🇹🇷 Hiç kimse

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did no one call you today?

(did no van kol yu tı-dey?)

Bugün seni hiç kimse aramadı mı?


B: No, no one called me all day.

(no, no van kold mi ol dey.)

Hayır, tüm gün beni hiç kimse aramadı.


____________________________________________

🇬🇧 Repeat

🔊 ri-piit

🇹🇷 Tekrar etmek, Yinelemek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you repeat your question, please?

(kud yu ri-piit yor kwes-çın pliiz?)

Sorunu tekrar eder misin lütfen?


B: Sure, I’ll repeat it for you.

(şur, ayl ri-piit it for yu.)

Tabii, senin için tekrar edeyim.


____________________________________________

🇬🇧 Rest

🔊 rest

🇹🇷 Dinlenmek, İstirahat etmek, Kalan (artık)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: You look tired. Why don’t you rest for a while?

(yu luk tay-ırd. vay dont yu rest for e vayl?)

Yorgun görünüyorsun, biraz dinlensen iyi olur.


B: You’re right. I’ll rest for a few minutes.

(yur rayt. ayl rest for e fyu mi-nıts.)

Haklısın. Birkaç dakika dinleneceğim.


____________________________________________

🇬🇧 Warm-up

🔊 vorm ap

🇹🇷 Isınma, Isınma hareketleri

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you usually do a warm-up before exercising?

(du yu yuu-jı-li du e vorm-ap bi-for ek-ser-sayz?)

Egzersizden önce genellikle ısınma yapar mısın?


B: Yes, doing a warm-up helps prevent injuries.

(yes, du-ing e vorm-ap helps pri-vent in-cı-riiz.)

Evet, ısınmak sakatlanmaları önlemeye yardımcı olur.


____________________________________________

🇬🇧 What do you have to do?

🔊 vat du yu hev tu du

🇹🇷 Ne yapmak zorundasın?, Ne yapman gerekiyor?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What do you have to do today?

(vat du yu hev tu du tı-dey?)

Bugün ne yapman gerekiyor?


B: I have to finish my homework first.

(ay hev tu fi-niş may hom-vörk först.)

Öncelikle ödevimi bitirmem gerekiyor.


____________________________________________

🇬🇧 What do you have to do?

🔊 vat du yu hev tu du

🇹🇷 Ne yapmak zorundasın?, Ne yapman gerekiyor?

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What do you have to do today?

(vat du yu hev tu du tı-dey?)

Bugün ne yapman gerekiyor?


B: I have to finish my homework first.

(ay hev tu fi-niş may hom-vörk först.)

Öncelikle ödevimi bitirmem gerekiyor.


____________________________________________

🇬🇧 Cycle

🔊 say-kıl

🇹🇷 Bisiklet sürmek, Döngü, Devir

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you know how to cycle?

(du yu nov hau tu say-kıl?)

Bisiklet sürmeyi biliyor musun?


B: Yes, I usually cycle to work.

(yes, ay yuu-cı-li say-kıl tu vörk.)

Evet, işe genellikle bisikletle giderim.


____________________________________________

🇬🇧 Intense

🔊 in-tens

🇹🇷 Yoğun, Şiddetli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: That was an intense workout session!

(det vaz en in-tens vörk-aut se-şın!)

Çok yoğun bir egzersizdi!


B: Yes, it was pretty intense, but I feel great now.


____________________________________________

🇬🇧 Intensity

🔊 in-ten-sı-ti

🇹🇷 Yoğunluk, Şiddet

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you feel the intensity of this workout?

(du yu fiıl dı in-ten-sı-ti ov dis vörk-aut?)

Bu antrenmanın yoğunluğunu hissediyor musun?


B: Yes, the intensity is very high today.

(yes, dı in-ten-sı-ti iz ve-ri hay tı-dey.)

Evet, bugün yoğunluk çok yüksek.


____________________________________________

🇬🇧 Called

🔊 kold

🇹🇷 Adında, Denilen, Aradı (telefonla)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What’s that restaurant called?

(vats det res-tı-rant kold?)

O restoranın adı ne?


B: It’s called “Sunny Cafe.”

(its kold sa-ni ke-fey.)

Adı “Sunny Cafe.”


____________________________________________

🇬🇧 Enough

🔊 i-naf

🇹🇷 Yeterli, Yeterince

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do we have enough chairs for everyone?

(du vi hev i-naf çe-ırs for ev-ri-van?)

Herkes için yeterince sandalyemiz var mı?


B: Yes, there are enough chairs.

(yes, der ar i-naf çe-ırs.)

Evet, yeterince sandalye var.


____________________________________________

🇬🇧 Strictly

🔊 strikt-li

🇹🇷 Kesinlikle, Katı bir şekilde, Sıkı bir biçimde

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Smoking is strictly forbidden here.

(smo-king iz strikt-li for-bi-dın hiır.)

Burada sigara içmek kesinlikle yasaktır.


B: Sorry, I didn’t know it was strictly prohibited.

(so-ri, ay didınt nov it vaz strikt-li for-bi-dın.)

Üzgünüm, kesin olarak yasak olduğunu bilmiyordum.


____________________________________________

🇬🇧 Compete

🔊 kım-piit

🇹🇷 Yarışmak, Rekabet etmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you going to compete in the race tomorrow?

(ar yu go-ing tu kım-piit in dı reys tı-ma-ro?)

Yarınki yarışa katılacak mısın?


B: Yes, I’ll compete, and I hope to win!

(yes, ayl kım-piit end ay hoop tu vin!)

Evet, katılacağım ve kazanmayı umuyorum!


____________________________________________

🇬🇧 As

🔊 ez

🇹🇷 Gibi, Olarak, Kadar

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: She works as a teacher.

(şi vörks ez e tii-çır.)

O öğretmen olarak çalışıyor.


B: Really? I always thought she worked as a nurse.

(ri-ı-li? ay ol-veyz tot şi vörkt ez e nörs.)

Gerçekten mi? Ben hep hemşire olarak çalıştığını düşünmüştüm.


____________________________________________

🇬🇧 Medal

🔊 me-dıl

🇹🇷 Madalya

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you win a medal in the competition?

(did yu vin e me-dıl in dı kam-pi-ti-şın?)

Yarışmada madalya kazandın mı?


B: Yes, I got a gold medal.

(yes, ay gat e gold me-dıl.)

Evet, altın madalya aldım.


____________________________________________

🇬🇧 Disabled

🔊 dis-ey-bıld

🇹🇷 Engelli, Özürlü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there parking for disabled people here?

(iz der par-king for dis-ey-bıld pi-pıl hiır?)

Burada engelliler için park yeri var mı?


B: Yes, the disabled parking area is right over there.

(yes, dı dis-ey-bıld par-king e-ri-ya iz rayt o-vır der.)

Evet, engelli park alanı tam şurada.


____________________________________________

🇬🇧 Practise (Amerikan İngilizcesinde genellikle practice olarak kullanılır.)

🔊 prek-tis

🇹🇷 Alıştırma yapmak, Pratik yapmak, Çalışmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How often do you practice English?

(hau of-ın du yu prek-tis ing-liş?)

Ne sıklıkta İngilizce çalışıyorsun?


B: I practice every day to improve faster.

(ay prek-tis ev-ri dey tu im-pruv fes-tır.)

Daha hızlı gelişmek için her gün pratik yapıyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Lost

🔊 lost

🇹🇷 Kayıp, Kaybolmuş, Kaybetmiş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m lost. Can you help me find the station?

(aym lost. ken yu help mi faynd dı stey-şın?)

Kayboldum. İstasyona gitmeme yardımcı olabilir misiniz?


B: Sure, I can show you the way.

(şur, ay ken şo yu dı vey.)

Elbette, size yolu gösterebilirim.


____________________________________________

🇬🇧 Artificial

🔊 ar-tı-fi-şıl

🇹🇷 Yapay, Suni

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you prefer natural or artificial flowers?

(du yu pri-för neç-rıl or ar-tı-fi-şıl fla-uırs?)

Doğal çiçekleri mi yoksa yapay çiçekleri mi tercih edersin?


B: I prefer real ones; artificial flowers don’t look nice to me.

(ay pri-för ri-ıl vans; ar-tı-fi-şıl flau-ırs dont luk nays tu mi.)

Gerçek olanları tercih ederim; yapay çiçekler bana hoş görünmüyor.


____________________________________________

🇬🇧 At all

🔊 et ol

🇹🇷 Hiç, Hiçbir şekilde

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you like spicy food?

(du yu layk sı-pay-si fuud?)

Baharatlı yemek sever misin?


B: No, I don’t like spicy food at all.

(no, ay dont layk sı-pay-si fuud et ol.)

Hayır, baharatlı yiyecekleri hiç sevmem.


____________________________________________

🇬🇧 Leg

🔊 leg

🇹🇷 Bacak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: What happened to your leg?

(vat he-pınd tu yor leg?)

Bacağına ne oldu?


B: I hurt my leg while playing soccer yesterday.

(ay hört may leg vayl pley-ing sa-kır yes-tır-dey.)

Dün futbol oynarken bacağımı incittim.


____________________________________________

🇬🇧 Save

🔊 sey-v

🇹🇷 Biriktirmek, Kurtarmak, Kaydetmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you save enough money for your trip?

(did yu sey-v i-naf ma-ni for yor trip?)

Seyahatin için yeterince para biriktirdin mi?


B: Yes, I managed to save enough this month.

(yes, ayl menıçd tu sey-v i-naf dis mant.)

Evet, bu ay yeterince biriktirdim.


____________________________________________

🇬🇧 Who do you think

🔊 hu du yu tink

🇹🇷 Sence kim, Kim olduğunu düşünüyorsun

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Who do you think will win the game tonight?

(hu du yu tink vil vin dı geym tı-nayt?)

Sence bu gece maçı kim kazanır?


B: I think our team has a good chance.

(ay tink aur tiim hez e gud çens.)

Bizim takımın iyi bir şansı olduğunu düşünüyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Worst

🔊 vörst

🇹🇷 En kötü, En kötüsü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: That movie was the worst I’ve ever seen.

(det mu-vi vaz dı vörst ayv ev-ır siin.)

Bu izlediğim en kötü filmdi.


B: I agree, definitely the worst movie ever.

(ay e-grii, dets dı-fi-nit-li dı vörst.)

Katılıyorum, kesinlikle en kötü filmdi.


____________________________________________

🇬🇧 The best

🔊 dı best

🇹🇷 En iyi, En iyisi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: This is the best coffee I’ve ever had!

(dis iz dı best ka-fi ayv ev-ır hed!)

Bu, şimdiye kadar içtiğim en iyi kahve!


B: I’m glad you like it. It’s my favorite too.

(aym gled yu layk it. its may fey-vı-rıt tu.)

Beğenmene sevindim. O benim de favorim.


____________________________________________

🇬🇧 Smaller

🔊 sı-mo-lır

🇹🇷 Daha küçük

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you have this shirt in a smaller size?

(du yu hev dis şört in e sı-mo-lır sayz?)

Bu gömleğin daha küçük bedeni var mı?


B: Yes, I’ll get you a smaller one.

(yes, ayl get yu e sı-mo-lır van.)

Evet, size daha küçük bir tane getireyim.


____________________________________________

🇬🇧 Bigger

🔊 bi-gır

🇹🇷 Daha büyük

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you give me a bigger plate, please?

(kud yu giv mi e bi-gır pleyt pliiz?)

Bana daha büyük bir tabak verebilir misiniz lütfen?


B: Sure, here’s a bigger one.

(şur, hiırs e bi-gır van.)

Tabii, işte daha büyük bir tane.


____________________________________________

🇬🇧 Cartoon

🔊 kar-tuun

🇹🇷 Çizgi film, Karikatür

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you watch this cartoon when you were a kid?

(did yu vaç dis kar-tuun ven yu vör e kid?)

Çocukken bu çizgi filmi izler miydin?


B: Yes, this cartoon was my favorite!

(yes, dis kar-tuun vaz may fey-vı-rıt!)

Evet, bu çizgi film benim favorimdi!


____________________________________________

🇬🇧 Worse

🔊 vörs

🇹🇷 Daha kötü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is your headache getting worse?

(iz yor hed-eyk ge-ting vörs?)

Baş ağrın daha mı kötüleşiyor?


B: Yes, it feels worse than this morning.

(yes, it fi-ils vörs den dis mor-ning.)

Evet, sabahtan daha kötü hissediyorum.



____________________________________________

🇬🇧 Solve

🔊 solv

🇹🇷 Çözmek, Halletmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you help me solve this math problem?

(ken yu help mi solv dis meth prab-lım?)

Bu matematik sorusunu çözmeme yardım eder misin?


B: Sure, let’s solve it together.

(şur, lets solv it tı-ge-dhır.)

Tabii, birlikte çözelim.



____________________________________________

🇬🇧 Cross

🔊 kros

🇹🇷 Karşıya geçmek, Karşıdan karşıya geçmek, Çapraz, Çarpı (X işareti)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How can I cross this street safely?

(hau ken ay kros dis striit seyf-li?)

Bu caddeden güvenli şekilde nasıl karşıya geçebilirim?


B: Use the pedestrian crossing over there.

(yuuz dı pe-des-tri-ın kro-sing o-vır der.)

Oradaki yaya geçidini kullan.


____________________________________________

🇬🇧 Mirror

🔊 mi-rır

🇹🇷 Ayna

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you clean the mirror, please?

(ken yu kliin dı mi-rır pliiz?)

Lütfen aynayı temizleyebilir misin?


B: Sure, I’ll clean the mirror right now.

(şur, ayl kliin dı mi-rır rayt nau.)

Tabii, hemen aynayı temizliyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Wardrobe

🔊 vor-droob

🇹🇷 Gardırop, Elbise dolabı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Where did you buy this new wardrobe?

(ver did yu bay dis vor-droob?)

Bu gardırobu nereden aldın?


B: I bought the wardrobe from a furniture store nearby.

(ay bot dı vor-droob from e för-ni-çır stor niır-bay.)

Yakındaki bir mobilya mağazasından aldım.


____________________________________________

🇬🇧 Washing machine

🔊 va-şing mı-şiin

🇹🇷 Çamaşır makinesi

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is the washing machine working properly?

(iz dı va-şing mı-şiin vör-king pra-pır-li?)

Çamaşır makinesi düzgün çalışıyor mu?


B: Yes, I just put the clothes into the washing machine.

(yes, ay cast put dı kloz in-tu dı va-şing mı-şiin.)

Evet, az önce kıyafetleri makineye koydum.


____________________________________________

🇬🇧 Turn left at the traffic lights

🔊 törn left et dı tre-fik layts

🇹🇷 Trafik ışıklarından sola dön

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, how can I get to the museum?

(eks-kyuz mi, hau ken ay get tu dı myu-zi-ım?)

Affedersiniz, müzeye nasıl gidebilirim?


B: Turn left at the traffic lights, and you’ll see it on your right.

(törn left et dı tre-fik layts end yuıl sii it on yor rayt.)

Trafik ışıklarından sola dön, sağında göreceksin.


____________________________________________

🇬🇧 Walk for 5 minutes

🔊 vok for fayv mi-nıts

🇹🇷 5 dakika yürü

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: How far is the supermarket?

(hau far iz dı su-pır-mar-kıt?)

Süpermarket ne kadar uzakta?


B: Just walk for 5 minutes, and you’ll be there.

(cast vok for fayv mi-nıts end yuıl bi der.)

Sadece 5 dakika yürü, orada olursun.


____________________________________________

🇬🇧 Take the first right

🔊 teyk dı först rayt

🇹🇷 İlk sağdan dön

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, how can I find the pharmacy?

(eks-kyuz mi, hau ken ay faynd dı far-mı-si?)

Affedersiniz, eczaneyi nasıl bulabilirim?


B: Go straight and take the first right. It’s on your left.

(go streyt end teyk dı först rayt. its on yor left.)

Düz gidip ilk sağdan dönün. Solunuzda kalacak.


____________________________________________

🇬🇧 It’s on the right

🔊 its on dı rayt

🇹🇷 Sağda, Sağ tarafta

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where is the pharmacy?

(eks-kyuz mi, ver iz dı far-mı-si?)

Affedersiniz, eczane nerede?


B: Keep going straight, it’s on the right.

(kiip go-ing streyt, its on dı rayt.)

Düz devam edin, sağ tarafta.



____________________________________________

🇬🇧 It’s on the left

🔊 its on dı left

🇹🇷 Solda, Sol tarafta

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where’s the post office?

(eks-kyuz mi, ver iz dı post o-fis?)

Affedersiniz, postane nerede?


B: Keep walking straight; it’s on the left.

(kiip vo-king streyt, its on dı left.)

Düz yürümeye devam edin; sol tarafta kalıyor.


____________________________________________

🇬🇧 Go straight

🔊 go streyt

🇹🇷 Düz git, Düz devam et

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, how can I reach the train station?

(eks-kyuz mi, hau ken ay riiç dı treyn stey-şın?)

Affedersiniz, tren istasyonuna nasıl gidebilirim?


B: Just go straight, it’s right in front of you.

(cast go streyt, its rayt in frant ov yu.)

Sadece düz devam edin, hemen karşınızda olacak.


____________________________________________

🇬🇧 Go straight ahead

🔊 go streyt e-hed

🇹🇷 Düz git, Dümdüz devam et

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Excuse me, where is the bus station?

(eks-kyuz mi, ver iz dı bas stey-şın?)

Affedersiniz, otobüs durağı nerede?


B: Just go straight ahead, it’s at the end of this street.

(cast go streyt e-hed, its et dı end ov dis striit.)

Dümdüz gidin, bu sokağın sonunda.


____________________________________________

🇬🇧 Turn back

🔊 törn bek

🇹🇷 Geri dönmek, Geriye dönmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I think we missed the exit; should we turn back?

(ay tink vi mist dı eg-zit, şud vi törn bek?)

Sanırım çıkışı kaçırdık, geri dönelim mi?


B: Yes, let’s turn back quickly.

(yes, lets törn bek kuik-li.)

Evet, hızlıca geri dönelim.


____________________________________________

🇬🇧 Turn left

🔊 törn left

🇹🇷 Sola dön

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Where is the nearest pharmacy?

(ver iz dı niır-ist far-mı-si?)

En yakın eczane nerede?


B: Go straight and then turn left at the corner.

(go streyt end den törn left et dı kor-nır.)

Düz git ve sonra köşeden sola dön.


____________________________________________

🇬🇧 Successful

🔊 sık-ses-fıl

🇹🇷 Başarılı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you think she’ll be successful in her new job?

(du yu tink şiil bi sık-ses-fıl in hör nu cab?)

Yeni işinde başarılı olacağını düşünüyor musun?


B: Yes, she’s talented and hardworking, she’ll definitely be successful.

(yes, şiiz te-lın-tıd end hard-vör-king, şiil de-fı-nit-li bi sık-ses-fıl.)

Evet, yetenekli ve çalışkan biri, kesinlikle başarılı olacak.


____________________________________________

🇬🇧 Worried

🔊 vö-riid

🇹🇷 Endişeli, Kaygılı

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: You look worried. What’s wrong?

(yu luk vö-riid. vats rong?)

Endişeli görünüyorsun. Sorun nedir?


B: I’m worried about my exam results.

(aym vö-riid e-baut may ig-zem ri-zalts.)

Sınav sonuçlarımdan dolayı endişeliyim.


____________________________________________

🇬🇧 Nervous

🔊 nör-vıs

🇹🇷 Gergin, Sinirli, Endişeli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Are you feeling nervous about your presentation?

(ar yu fii-ling nör-vıs e-baut yor pre-zın-tey-şın?)

Sunumun için gergin misin?


B: Yes, I’m always a bit nervous before speaking in public.

(yes, aym ol-veyz e bit nör-vıs bi-for spi-king in pab-lik.)

Evet, toplum önünde konuşmadan önce hep biraz gergin olurum.


____________________________________________

🇬🇧 Brave

🔊 breyv

🇹🇷 Cesur, Yiğit

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: It was very brave of you to speak up at the meeting.

(it vaz ve-ri breyv ov yu tu spiik ap et dı mii-ting.)

Toplantıda söz alman çok cesurcaydı.


B: Thanks, I felt nervous, but I wanted to be brave.

(tenks, ay felt nör-vıs bat ay van-tıd tu bi breyv.)

Teşekkürler, gergindim ama cesur olmak istedim.


____________________________________________

🇬🇧 Lucky

🔊 la-ki

🇹🇷 Şanslı, Talihli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: You won the lottery? You’re so lucky!

(yu van dı la-tı-ri? yur so la-ki!)

Piyangoyu kazandın mı? Çok şanslısın!


B: Yes, I feel very lucky today!

(yes, ay fiil ve-ri la-ki tı-dey!)

Evet, bugün kendimi çok şanslı hissediyorum!


____________________________________________

🇬🇧 Pretty

🔊 pri-ti

🇹🇷 Güzel, Hoş, Sevimli

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Your dress looks really pretty.

(yor dres luks ri-ı-li pri-ti.)

Elbisen gerçekten çok güzel görünüyor.


B: Thank you, that’s very kind of you.

(tenk yu, dets ve-ri kaynd ov yu.)

Teşekkür ederim, çok naziksin.


____________________________________________

🇬🇧 Submit

🔊 sıb-mit

🇹🇷 Göndermek, Teslim etmek, Sunmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: When do we have to submit the project?

(ven du vi hev tu sıb-mit dı pra-cekt?)

Projeyi ne zaman teslim etmemiz gerekiyor?


B: We must submit it before Friday.

(vi mast sıb-mit it bi-for fray-dey.)

Cuma gününden önce teslim etmeliyiz.


____________________________________________

🇬🇧 Dream

🔊 driim

🇹🇷 Rüya, Hayal, Düş

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I had a very strange dream last night.

(ay hed e ve-ri streync driim lest nayt.)

Dün gece çok garip bir rüya gördüm.


B: Really? What was your dream about?

(ri-ı-li? vat vaz yor driim e-baut?)

Gerçekten mi? Rüyan ne hakkındaydı?


____________________________________________

🇬🇧 Decide

🔊 di-sayd

🇹🇷 Karar vermek, Kararlaştırmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you decide where to go for vacation?

(did yu di-sayd ver tu go for vey-key-şın?)

Tatile nereye gideceğine karar verdin mi?


B: Yes, I decided to visit Greece this summer.

(yes, ay di-say-dıd tu vi-zit griis dis sa-mır.)

Evet, bu yaz Yunanistan’ı ziyaret etmeye karar verdim.


____________________________________________

🇬🇧 Join

🔊 coin

🇹🇷 Katılmak, Dahil olmak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like to join us for dinner tonight?

(vuc yu layk tu coin as for di-nır tı-nayt?)

Bu akşam bize akşam yemeğinde katılmak ister misin?


B: I’d love to join you. Thank you!

(ayd lav tu coin yu. tenk yu!)

Size katılmayı çok isterim. Teşekkür ederim!


____________________________________________

🇬🇧 Possible

🔊 pa-sı-bıl

🇹🇷 Mümkün, Olası

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is it possible to finish this work today?

(iz it pa-sı-bıl tu fi-niş dis vörk tı-dey?)

Bu işi bugün bitirmek mümkün mü?


B: Yes, I think it’s possible if we work together.

(yes, ay tink its pa-sı-bıl if vi vörk tı-ge-dhır.)

Evet, birlikte çalışırsak mümkün olduğunu düşünüyorum.


____________________________________________

🇬🇧 Soon

🔊 suun

🇹🇷 Yakında, Birazdan, Kısa süre içinde

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: When will you finish your homework?

(ven vil yu fi-niş yor hom-vörk?)

Ödevini ne zaman bitireceksin?


B: I’ll finish it soon.

(ayl fi-niş it suun.)

Yakında bitireceğim.


____________________________________________

🇬🇧 Advice

🔊 ed-vays

🇹🇷 Tavsiye, Öğüt, Nasihat

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I need your advice about my new job.

(ay niid yor ed-vays e-baut may nü cab.)

Yeni işim hakkında tavsiyene ihtiyacım var.


B: Sure, I’d be happy to give you some advice.

(şur, ayd bi he-pi tu giv yu sam ed-vays.)

Elbette, sana birkaç tavsiye vermekten mutlu olurum.


____________________________________________

🇬🇧 During

🔊 du-ring

🇹🇷 Esnasında, Sırasında, Boyunca

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you fall asleep during the movie?

(did yu fol ıs-liip du-ring dı muu-vi?)

Film sırasında uyuyakaldın mı?


B: Yes, I felt tired during the film.

(yes, ay felt ta-yırd du-ring dı film.)

Evet, film sırasında uykum geldi.


____________________________________________

🇬🇧 Someone

🔊 sam-van

🇹🇷 Birisi, Biri

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there someone at the door?

(iz der sam-van et dı door?)

Kapıda birisi mi var?


B: Yes, I think someone is knocking.

(yes, ay tink sam-van iz na-king.)

Evet, sanırım biri kapıyı çalıyor.


____________________________________________

🇬🇧 Someone

🔊 sam-van

🇹🇷 Birisi, Biri

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Is there someone at the door?

(iz der sam-van et dı door?)

Kapıda birisi mi var?


B: Yes, I think someone is knocking.

(yes, ay tink sam-van iz na-king.)

Evet, sanırım biri kapıyı çalıyor.


____________________________________________

🇬🇧 Share

🔊 şer

🇹🇷 Paylaşmak, Pay

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can you share your notes with me?

(ken yu şer yor nots vit mi?)

Notlarını benimle paylaşabilir misin?


B: Sure, I’d be happy to share them.

(şur, ayd bi he-pi tu şer dem.)

Tabii, onları paylaşmaktan memnun olurum.


____________________________________________

🇬🇧 Everything will be okay

🔊 ev-ri-ting vil bi o-key

🇹🇷 Her şey yoluna girecek, Her şey iyi olacak

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: I’m worried about tomorrow’s exam.

(aym vö-riid e-baut tu-mo-rouz ig-zem.)

Yarınki sınav için endişeliyim.


B: Don’t worry, everything will be okay.

(dont vö-ri, ev-ri-ting vil bi o-key.)

Endişelenme, her şey yoluna girecek.


____________________________________________

🇬🇧 Sauce

🔊 soos

🇹🇷 Sos

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Would you like some sauce on your pasta?

(vuc yu layk sam soos on yor pas-tı?)

Makarnana biraz sos ister misin?


B: Yes, please. Tomato sauce would be great.

(yes pliiz, tı-mey-to soos vud bi greyt.)

Evet lütfen, domates sosu harika olur.


____________________________________________

🇬🇧 Tap water

🔊 tep vo-tır

🇹🇷 Musluk suyu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Can I drink the tap water here?

(ken ay drink dı tep vo-tır hiır?)

Buradaki musluk suyunu içebilir miyim?


B: Yes, the tap water is safe to drink.

(yes, dı tep vo-tır iz seyf tu drink.)

Evet, musluk suyu içmek için güvenli.


____________________________________________

🇬🇧 Bottled water

🔊 ba-tıld vo-tır

🇹🇷 Şişelenmiş su, Şişe suyu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Do you prefer bottled water or tap water?

(du yu pri-för ba-tıld vo-tır or tep vo-tır?)

Şişe suyu mu yoksa musluk suyunu mu tercih edersin?


B: I usually drink bottled water.

(ay yuu-cı-li drink ba-tıld vo-tır.)

Genelde şişelenmiş su içerim.


____________________________________________

🇬🇧 Break

🔊 breyk

🇹🇷 Kırmak, Kırılmak, Ara (mola)

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Be careful not to break the glass.

(bi ker-fıl nat tu breyk dı gless.)

Bardağı kırmamaya dikkat et.


B: Don’t worry, I won’t break it.

(dont vö-ri, ay vont breyk it.)

Merak etme, kırmayacağım.


____________________________________________

🇬🇧 Reply

🔊 ri-pı-lay

🇹🇷 Cevap vermek, Yanıtlamak, Cevap, Yanıt

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you reply to my message?

(did yu ri-pı-lay tu may me-sıc?)

Mesajıma cevap verdin mi?


B: Sorry, I didn’t see it. I’ll reply now.

(sor-i, ay didınt sii it. ayl ri-pı-lay nau.)

Üzgünüm, görmemişim. Şimdi cevap veririm.


____________________________________________

🇬🇧 Solution

🔊 so-lu-şın

🇹🇷 Çözüm, Çıkar yol

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: We need to find a quick solution to this problem.

(vi niid tu faynd e kuik so-lu-şın tu dis pra-blım.)

Bu soruna hızlı bir çözüm bulmalıyız.


B: I think I have a good solution.

(ay tink ay hev e gud so-lu-şın.)

Sanırım iyi bir çözümüm var.



____________________________________________

🇬🇧 During

🔊 du-ring

🇹🇷 Esnasında, Sırasında, Boyunca

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Did you sleep during the flight?

(did yu sliip du-ring dı flayt?)

Uçuş sırasında uyudun mu?


B: Yes, I slept a little bit during the journey.

(yes, ay slept e li-tıl bit du-ring dı cör-ni.)

Evet, yolculuk sırasında biraz uyudum.


____________________________________________

🇬🇧 Thick

🔊 tik

🇹🇷 Kalın, Yoğun, Koyu

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: This book is really thick.

(dis buk iz ri-ı-li tik.)

Bu kitap gerçekten kalın.


B: Yes, but it’s very interesting.

(yes, bat its ve-ri in-tı-res-ting.)

Evet, ama çok ilginç.


____________________________________________

🇬🇧 Thin

🔊 tin

🇹🇷 İnce, Zayıf

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: Could you slice the tomatoes very thin, please?

(kud yu slays dı tı-mey-toz ve-ri tin pliiz?)

Domatesleri çok ince doğrayabilir misin lütfen?


B: Sure, I’ll cut them as thin as possible.

(şur, ayl kat dem ez tin ez pa-sı-bıl.)

Tabii, mümkün olduğunca ince keserim.


____________________________________________

🇬🇧 Looks

🔊 luks

🇹🇷 Görünüyor, Görünüşler

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: She looks tired today.

(şi luks ta-yırd tı-dey.)

Bugün yorgun görünüyor.


B: Yes, she looks like she needs rest.

(yes, şi luks layk şi niids rest.)

Evet, dinlenmeye ihtiyacı var gibi görünüyor.


____________________________________________

🇬🇧 Looks like

🔊 luks layk

🇹🇷 Benzemek, Gibi görünmek

▶️ Amerikan telaffuzunu dinle


A: It looks like it’s going to rain today.

(it luks layk its go-ing tu reyn tı-dey.)

Bugün yağmur yağacak gibi görünüyor.


B: Yes, it definitely looks like rain.

(yes, it de-fı-nit-li luks layk reyn.)

Evet, kesinlikle yağmur gibi görünüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder